ECZACI KİMLİĞİNE SAHİP ÇIKMALI

0

Trabzon Eczacı Odası Başkanı Ecz. Çetin Kansız, “Mensubu olmaktan gurur duyduğum eczacılık mesleğini hep beraber daha güzel günlere taşımak biz yöneticiler dışında tüm meslektaşlarımızın görevidir. Yöneticilik yarın biter, yaşadığımız sürece bitmeyecek olan eczacı kimliğimizdir. Bu kimliğe sahip çıkmak meslek siyaseti yapmakla olur.” diyerek önemli bir misyonun altını çizdi. Başkan Kansız, sorularımızı içtenlikle ve detaylı olarak cevapladı…

Bize kendinizden bahsedebilir misiniz? Mesleki geçmişiniz ve sosyal faaliyetleriniz nelerdir?

Öncelikle pandemi süresince görevleri başında şehit olan eczacı meslektaşlarımızı, bir yarımız olan çalışma arkadaşlarımız eczacı teknisyenlerimizi ve tüm sağlık çalışanlarımızı rahmet ve minnetle anmak istiyorum. Nurlar içinde uyusunlar. Onların geride bıraktıkları aileleri devletimize, milletimize ve bizlere emanettir.

1970 yılında Trabzon’da doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi Trabzon’da tamamlayıp, 1993 yılında Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden mezun olup, askerlik görevimi tamamladım.1995 yılında serbest eczacı olarak meslek hayatıma başladım. Aynı yerde meslek hayatıma devam ediyorum. Çeşitli sivil toplum örgütü, Trabzonspor ve siyasi partide yöneticilik yaptım. Bulunduğum bölgenin temsilciliği ile odamızın içinde görev almaya başladım. 2013 yılından beri 18. Bölge Trabzon Eczacı odasında yöneticilik, Genel Sekreterlik görevlerinde bulundum. 2019 yılında yapılan seçimli olağan genel kurulunda değerli meslektaşlarımızın takdiriyle, odamızın başkanlığını yapma şerefine nail oldum. Bu kutsal görevi halen sürdürmekteyim.

Başarılı çalışmalarınız için sizleri kutluyor, Eczacı dergisinin bu sayısında bizlerinde düşüncelerimizi ifade etmemize fırsat verdiğiniz için teşekkür ediyorum.

18. Bölge Trabzon Eczacı Odası olarak, pandemi ve sonrası meslektaşların ve Oda’nın yaşadığı sıkıntılar nelerdir? Oda olarak bu sorunların giderilmesi için ne gibi çalışmalarda bulundunuz?

Pandemi sürecinde, halkımıza en yakın sağlık danışmanlığı hizmetinin gereğini yapmak için tüm meslektaşlarımızla beraber üstümüze düşen görevi layıkıyla yerine getirdiğimize inanıyorum. Pandemi ile beraber maalesef gündemimizin birinci sırasını maske savaşları olarak adlandırdığımız ve daha önce yaşamadığımız maske yokluğu ve karaborsası aldı. 20 kuruşa halkımıza ulaştırdığımız maskeleri, 4-5 TL fiyatla alıp, çok az kârlarla insanımıza ulaştırmaya çalışmamıza rağmen fahiş fiyatın günah keçisi yine bizler olduk. Kendimize ve bir yarımız olan eczacı teknisyeni arkadaşlarımıza maske satışının yasaklanması sonucunda maske temin edemez olduk. Malumunuz üzere kendimizi, maske dağıtımını muhtarlar mı, imamlar mı, marketler mi yapsın, tartışmalarının odağında bulduk. Sağlık çalışanlarının en önemli parçası olan eczacı meslektaşlarımız, devletin gönderdiği ücretsiz maskeleri eczaneler vasıtasıyla halkımıza ulaştırılma kararı sonrasında; sağlıklarını hiçe sayarak beklentisiz şekilde tüm olumsuzluklara rağmen görevlerini layıkıyla yerine getirmiştir. Sizin vasıtanızla eczacı meslektaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. Maske fiyatının 1TL üst sınırla satışının serbest bırakılması, geç olsa da doğru bir karardı. Odamızın üyelerine iktisadi işletmemiz üzerinden uygun fiyatlı meltblown maske temin edip, ulaştırdık ve halkımızın sağlığını önemsediğimizi bir kez daha ortaya koyduk. İlerleyen pandemi sürecinde daha kaliteli, daha ucuz maske teminimiz Oda olarak devam etmektedir.

Pandemi ile birlikte takviye edici gıdalar ve vitaminler insan sağlığında çok daha kullanılır hale geldi. E ticaret sitelerinden, TV kanallarından ve birçok sanal ortamdan ne olduğu, nerde üretildiği belli olmayan birçok ürün halk sağlığını tehlikeye sokmaktadır. Tarım Bakanlığı’ndan bitmiş ürün analizi ile çok rahat şekilde ruhsat alabilen bu takviye edici gıdalar, vitaminler ve prebiyotiklerin yasa değişikliği ile Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılma zorunluluğu getirilmelidir. Özellikle kronik hastalıkları olan insanlarımızın bu ürünleri hekim tavsiyesi ve eczacı danışmanlığında kullanmaları sağlıkları için çok önemlidir.

Trabzon Eczacı Odası olarak katıldığınız sosyal sorumluluk projeleri faaliyetleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Hazırlığını yaptığımız bir çok sosyal sorumluluk projemizi pandemiden dolayı hayata geçiremedik. Odamızın geleneğinde olan imkânları sınırlı öğrencilere burs vermeye devam ediyoruz.

Türk Kadınlar Konseyi Derneği Trabzon Şubesi ile ortaklaşa olarak yaptığımız sosyal projede “Şiddete Dur De! Yalnız Değilsin, Yardım İste” temalı çalışmaya yönelik eczanelerimize asılmak üzere afişler hazırlattık ve üzerinde kadına şiddet söz konusu olduğunda ilk aranacak telefon numaraları bulunduran eczane poşetleri hazırlatıp, eczanelere dağıttık.

Bölgemizdeki corona virüs vakalarının artmasından dolayı İl Sağlık Müdürlüğü’nün talebi doğrultusunda, halkımıza Filyasyon Ekiplerinin daha hızlı ulaşması için 5 adet araç kiraladık ve hizmetlerine sunduk.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü için de, Türk Eğitim Vakfı Korona Kahramanları Vefa Fonu’na tüm kadın üyelerimiz için bağış yaparak pandemi döneminde eğitime erişimi kısıtlı olan kız öğrencilerimize destek olduk. Ayrıca yine Türk Eğitim Vakfı uzaktan eğitimde eşit fırsat hareketi projesi için “İyilik Peşinde Koş” kampanyasına oda yönetimimiz olarak katıldık.

Pandemi sürecinde eczacılarımız için yaptığımız çalışmalar:

Bölgemizdeki il ve ilçe hıfzıssıhha kurullarında eczanelerimizin fiziki şartlarına göre tedbir alma konusunda ellerini rahatlatacak kararlar aldırdık.

Bilgilendirme ve uyarı broşürleri hazırlattık.

Pandemi paketi gönderdik.

Teknisyenlerimize kimlik kartı bastırdık.

Düzenli olarak dezenfeksiyon yapılmasını sağladık.

Özel hastanelerle indirimli şekilde sağlık hizmeti alınması için sözleşme imzaladık.

Yemek firması ile indirimli hizmet sunulmasını sağladık.

Genel İngilizce kursu ile tercihlere göre yüz yüze yada online eğitimlerde indirim uygulanması konusunda anlaşma sağladık.

65 yaş üstü hastaların ilaca erişimi için Sağlık Müdürlüğü ile bölge temsilciliklerimizin de katkısı ile üzerimize düşeni yaptık.

Eczanelerimizdeki bulaş riskini azaltmak için yazılı ve görsel basında güncel konularda sürekli halkımızı bilgilendirdik. Bu bilgilendirme çalışması sonucunda eczanelerden bilgi almak isteyen hasta sayısını azaltmış olduk.

Serbest Eczacı’nın mesleki geleceği açısından, eczanelerin klinik eczane olma konusundaki görüşlerinizi ve bu konudaki TEB’in Rehber Eczanem pilot çalışmaları hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

Temelinden bakıldığında; Rehber Eczanem sürekli mesleki gelişimi sağlaması açısından güzel bir proje. Fakat uygulanabilirliği açısından eczacıya ek görevler verildiğinden sürdürülebilmekte zorluk çekildiğini düşünüyorum. Rehber Eczanem projesinin hayata geçirilebilmesi için kamu ayağının da sürece dâhil olup katkı vermesi şarttır. Rehber Eczanem modeli eleman sayısını ve hastaya ayrılan zamanı artıracağından, bir karşılığı olmadan yürütülmesi mümkün değildir. Rehber Eczanem projesinin bütün eczane eczacısı meslektaşlarımızın sahip çıkabileceği ve uygulayabileceği duruma getirilmeden hayata geçirilmesi eczaneler arasında da sorunlar yaratacağını düşünmekteyim.

*Nüfusa göre yeterli sayıda bulunan eczanelerin yanı sıra, 50’nin üzerindeki eczacılık fakültesi mezun olan eczacılar hakkında ne düşünüyorsunuz? Yardımcı Eczacılık bir çıkış yolu mudur?

Fakülte olarak bakıldığında sadece eczacılığın değil diğer bölümlerin de istihdam açısından önümüzdeki süreçte zorlanacağını düşünüyorum. Yardımcı eczacılık genç meslektaşlarımıza tecrübe kazandırma adına faydalı görünse de eczacılık fakültelerindeki 5 yıllık eğitim sürecini inkâr olarak görmekteyim. Ayrıca eczanelerimize yüklediği ekonomik yük TEB’in çalışmalarıyla kamu tarafından karşılanmalıdır. Oda olarak yardımcı eczacılığa karşı olduğumuzu (bu şartlarda sürdürebilir olmadığını daha önce ifade etmiştik) belirtmekle birlikte, bugüne kadar Odamıza başvuran meslektaşlarımıza her türlü yardımı yapmaya çalıştık ve hiçbir meslektaşımızı açıkta bırakmadık. Yardımcı Eczacılık modelinin hem örgütümüz hem de yöneten erk tarafından tekrar değerlendirilip, daha az sorunların yaşanmasını sağlamalıyız.

Sizce mesleğin en önemli sorunu nedir? Çözüm önerileriniz nelerdir?

Sayısını bile takip etmekte zorlandığımız kadar eczacılık fakültelerinin plansız programsız şekilde açılması, şu anda mesleğimizin en önemli sorunudur. Bu sorun, sadece eczacılık mesleği için geçerli değildir. Maalesef 23-24 yaşında hem kendi hem ailelerinin hayallerini gerçekleştirip, üniversiteden mezun olan gençlerimiz gerçeklerle yüzleşerek işsiz+güçsüz+umutsuz olarak hayata tutunmaya çalışıyorlar. Acilen devletimizin başta YÖK olmak üzere, bütün kurumlarıyla beraber ihtiyaca göre istihdama kazandırılacak şekilde kontenjan ve mezun sayısı konusunda ciddi bir çalışma içerisine girmesi hayati öneme sahiptir. Gençleri sıkıntıda olan, hak ettiği değeri görmeyen toplumlar zaman içerisinde yok olmaya mahkûmdur.

Birçok eczacılık fakültesinde akademik bir meslek örgütünün parçası olacak, halkın en yakın sağlık danışmanlığı görevini yerine getirecek yetkinlik, etkinlik v.b. bilgi konusunda eğitimi verecek akademik kadroların yetersizliği de kanayan bir yaramızdır. Neredeyse eczacı öğretim görevlisi görmeden mezun olan meslektaşlarımız var.

Covid – 19 için geliştirilen aşının güvenirliliği, yan etkileri nelerdir? Virüsün mutasyona uğramasının sonuçları hakkında ne düşünüyorsunuz? Aşı gereken korumayı sağlayabilecek mi?

Aşının, hastalığa yakalanma riskini % 50 ve üzerinde, yoğun bakıma girme oranını % 90 azalttığı, ölümleri de % 100’e yakın ortadan kaldırdığı gerçeğini göz önünde bulundurursak, Covid-19 aşısının mutlaka yapılması hepimiz için hayati önem arz etmektedir. Aşının yapıldıktan hemen sonraki süreçte antikor oluşup, bulaşı hafif atlatmamızı sağlayacağına inanıyorum. Aşılı olsak da virüsü bulaştırabiliriz. Mukozalarımızda taşıyıp başkasına aktarma riskimiz fazladır. Bunun için mukozalarımızın savunmasını güçlendirmek amacıyla, D vitamini, A vitamini, probiyotik ve çinko preparatları kullanmalıyız. Antikor oluşsa bile maske-mesafe-temizlik üçlüsü hayatımızın olmazsa olmazlarıdır.

Virüsün mutasyona uğradığı konusunda son günlerde çeşitli bilgiler paylaşılmaktadır. Beklentimiz, virüsün mutasyona uğrayarak ölüm ve ağır semptomlar oluşturmayacak hale gelmesidir. Bilim insanları hastalığı oluşturan virüsün hayatımızdan çıkmayacağı, şu anda grip enfeksiyonu gibi bir hale dönüşeceği konusunda açıklamalar yapmaktadır. Buradan çıkan sonuç aşının ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Elimizdeki bilgiler, iki yılda bir aşılanmamız gerektiği şeklindedir. Umudumuz, Dünyadaki tüm insanları aşılayacak kadar aşının biran önce üretilmesidir. Yerli aşımızı da dört gözle beklemekteyiz.

Ülkemizde kullanılan Çin aşısı inaktif aşı olduğundan ciddi anlamda yan etki geri bildirimi olmamıştır. O yüzden canı gönülden sırası gelen herkesin aşısını vurulmasını tekrar tavsiye ediyorum.

Ayrıca eklemek istediğiniz veya vermek istediğiniz bir mesaj varsa alabilir miyiz?

Mensubu olmaktan gurur duyduğum eczacılık mesleğini hep beraber daha güzel günlere taşımak biz yöneticiler dışında tüm meslektaşlarımızın görevidir. Yöneticilik yarın biter, yaşadığımız sürece bitmeyecek olan eczacı kimliğimizdir. Bu kimliğe sahip çıkmak meslek siyaseti yapmakla olur.

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü rahmet ve minnetle anarken “Bir ulusun asker ordusu ne kadar güçlü olursa olsun, kazandığı zafer ne kadar yüce olursa olsun, bir ulus ilim ordusuna sahip değilse, savaş meydanlarında kazanılmış zaferlerin sonu olmayacaktır. Bu nedenle bir an önce büyük, mükemmel bir ilim ordusuna sahip olma zorunluluğu vardır” güzel sözündeki ilim ordusunun bir parçası olmak dileğiyle; mavinin yeşille kucaklaştığı sıcakkanlı karadeniz insanının en samimi duygularıyla, hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyor; maskeden, mesafeden kurtulacağımız, özlem gidereceğimiz güzel günlerin gelmesini diliyorum.