0

 

Seylan mantarı soyma

Tarçın

Uğruna savaşlar yapılan drog

Salep ve sütlü tatlıların üzerine hoş bir aroma versin diye tarçın tozu serpilir. Tarçınlı kurabiyeleri de unutmamak gerekli. Son yıllarda, tarçının baharat olmasının yanında sağlığa olan yararları da , biraz abartılı bir şekilde, öne çıktı. Gelin, tarçın ve sağlık ilişkisini bizim açımızdan inceleyelim.

Ama önce başlıktaki ifadeyi açıklayalım.

Uğruna savaşlar yapılan drog

Tarçın ve diğer baharat, Çin ve Uzak Doğu’dan Avrupa’ya uzanan İpek ve Baharat Yolları’ndan geçerek geliyordu. Pek çok ülkeden geçtiği için baharat pahalı idi. Avrupalılar hem bu sebepten Hindistan’a hem de Doğunun zenginliklerine doğrudan ulaşmak istiyorlardı. Bu amaçla yola çıkan Kristof Kolomb’un, Hindistan yerine Amerika’ya ulaştığını hatırlayalım. Daha sonra yapılan en önemli sefer, Vasco da Gama’nın Portekiz’den hareket edip (1496) Ümit Burnu’nu geçip önce Hint Okyanusu’na sonra Seylan (1498) ve Hindistan’a ulaşmasıdır. Bir süre sonra, Portekizliler büyük bir donanma ve askerlerle Seylan’ı işgal ederler (1505 -1536). Tarçın ve diğer baharatı Avrupa’ya götürmeye başlarlar. Yerel hükümdarları bazen silah gücü bazen de menfaat sağlayıp kendi yanlarına çekerler. 1650’ye doğru ilk Hollanda gemileri Seylan’a ulaşır, Portekizlilerle gerektiğinde savaşır, bazen uzlaşır, yerel hükümdarların aralarındaki anlaşmazlıklardan yararlanarak kendi yanlarına çeker ve 1656’da ada ve dolayısıyla tarçın ticareti Hollandalıların eline geçer. Hollandalılar 1770’de Seylan tarçınının kültürünü yapmaya başlarlar. Tarçında tekel olmak isterler. Bu arada İngiliz İmparatorluğu da Hindistan’a göz dikmiştir. İngilizler, önce ticari olarak Seylan’a girer ve ” East India Company” ile tarçın ticaretine el atar, 1796’da adanın tamamını ellerine geçirir, adaya “Ceylon” adını verir ve Kraliyet kolonisi yani sömürgesi haline getirirler(1805). Tarçın ticareti artık tamamen İngilizlerin elindedir. İşte tarçın ticaretini eline geçirmek için yapılan mücadelenin 3 asra yakın hikâyesi. Seylan, İngilizlerden ancak 1948’de savaşarak kurtulur ve bağımsızlığını kazanır, 1972’de de “Sri Lanka” adını alır.

Tarçın nedir? Nasıl elde ediliyor?

Dünya piyasasında Seylan ve Çin olmak üzere 2 çeşit tarçın bulunur. Ülkemizde Seylan tarçını, tarçın olarak bilinir. Çin tarçını MÖ 2.7000’ lü yıllardan beri biliniyor. İpek ve Baharat Yolu ile Avrupa ve diğer ülkelere ulaşmış. Seylan tarçını hakkında 13. Yüz Yıla kadar herhangi bir kayıt yok.

Resimlerde de göreceğiniz gibi dış görünüşleri farklı. Elde edilişi okuduğunuzda farklılığın sebebi anlaşılacak. Önemli bir hususu da açıklayalım: “Cinnamon” denince Avrupa’da Seylan tarçını; Çin, Japonya ve ABD’de Çin tarçını anlaşılmaktadır.

Seylan tarçını

Seylan tarçın ağacının vatanı Hindistan ve Sri Lanka. Bu bölgelerin yanında Malezya, Madagaskar, Şeysel Adaları, Endonezya, Afrika’nın bazı bölgeleri ve Güney Amerika’da bile kültürü yapılmaktadır.

Bilimsel adı : Cinnamomum verum ( sinonimi: C. zeylanicum) (Lauraceae).

Seylan tarçın kültürlerinde 5-6 sürgünün uzamasına izin verilir, diğerleri kesilir, uzamaları durdurulur. Bırakılan sürgünler 10-12 cm çapa gelince kesilir, dıştaki mantar tabakası kazınarak atılır, kalan kabuk kısmı bitkiden ayrılır, bir kaç saat fermentasyona bırakılır, açık havada gölgede kısmen kurutulur, kabuklar kururken kıvrılır, kıvrılan kabuklar içine birkaç kabuk daha sıkıştırılır, tam kurutulur ve balyalar haline getirilir, değişik kaliteleri vardır : 00000,0000,………..1,2,3,4 gibi. En iyi kalite 1-4 dür. İnternete “ceylon cinnamom harvesting” yazarsanız, çok güzel hazırlanmış elde ediliş videoları seyredebilirsiniz.

Çin tarçını

Bilimsel adı Cinnamomum cassia’dır. Çin tarçını Londra pazarında “Cassia bark” yani “Cassia kabuğu” adı altında bulunur.

Çin tarçınının vatanı Çin’dir. Çin’in Güneybatı eyaletlerinde, Endonezya ve Vietnam’da kültürü yapılır. Ağaçlar 6 yaşına geldiğinde, kabuk kısmı yaşlı dallardan ayrılır ve kurutulur. Kabuklar 40 cm’ e kadar uzunlukta olabilir ama piyasada genellikle daha küçük parçalar halinde bulunmaktadır. Kutular içinde ihraç edilir.

İsimlerinin kökeni nedir ?

  • Tarçın kelimesi Türkçeye Farsça’ dan geçmiştir. Farsça’ da “Dar-ı Çin” dir. “Dare” ağaç, demektir, yani “Çin ağacı”. Eski Türkçe metinlerde “Dârçın” diye geçer. Sonra tarçın olmuştur.
  • Cinnamomum” kelimesi ise Grekçe kinnamom veya kinnamamon ( tatlı odun) kelimesinden gelmektedir. Grekçe’ ye de ya İbranice veya Fenikece “qiunomom” kelimesinden geçtiği ileri sürülmektedir.

Evet artık kimyasal yapılarına gelelim!

Kimyasal yapı

Dış görünüşlerinin farklı olmasının yanında, kimyasal yapıları da biraz farklıdır.

  • Seylan tarçını % 0.5-2.5 uçucu yağ, proantosiyanidinler, vd maddeleri taşır.

Uçucu yağda aldehitler (çoğu sinnamilaldehit) % 65-76 ,öjenol % 4-10

  • Çin tarçını ise % 1-3 uçucu yağ, proantosiyanidinler, kumarinler vd maddeleri taşımaktadır. Çin tarçınının uçucu yağında sinnamilaldehit miktarı Seylan tarçınından daha fazla ve kimyasal yapısı da farklıdır. Önemli bir fark da, Çin tarçınının kumarin grubu maddeleri taşımasıdır.

Seylan tarçını – kullanılış

Avrupa İlaç Kurumu Seylan tarçınının 2 geleneksel kullanımını kabul etmiştir:

  • Bulantı ve kusma ile seyreden sancılı sindirim sistemi rahatsızlıklarının belirtilerini giderici,
  • Hafif ishallerde belirtileri giderici.

Yukarıdaki amaçlar için 0,5-1 g toz edilmiş Seylan tarçınının günde 3-4 defa çay olarak içilmesi tavsiye edilmektedir. Tarçından hazırlanan sıvı preparatlar da aynı amaçlar için kullanılmaktadır. Diğer taraftan, Seylan tarçını uçucu yağı da çok düşük miktarlarda aynı etkileri sağlamaktadır. Seylan tarçın uçucu yağı kullanılarak yapılan araştırmalarda, tarçın yağının mikroorganizmaların üremesini durdurucu, spazm çözücü gibi etkilerinin de bulunduğu tespit edilmiştir.

Çin tarçını – kullanılış

Avrupa İlaç Kurumu, Çin tarçını için henüz herhangi bir monograf yayınlamamıştır. Yapılan araştırmalar Çin tarçınının mikroorganizmaların üremesini durdurucu gibi sağlığa yararlı etkilerinin bir kısmının Seylan tarçınına benzediğini göstermektedir. Çin tarçını ekstreleri kullanılarak deney hayvanları üzerinde yapılan araştırmalarda ise enflamasyona karşı ve ateş düşürücü etkilerinin de bulunduğu ortaya çıkarılmıştır.

  • Çin tarçını geleneksel olarak bulantı, kusma, sancı gibi sindirim sistemi rahatsızlıklarında, soğuk algınlığında, ishale karşı ve iştah açıcı olarak kullanılmaktadır.
  • Japonya’da geleneksel “Japon Bitkilerle Tedavi Sisteminde” soğuk

algınlığı ve nezlede kullanılan 7 drogdan biridir. Bu reçete yılda 20 milyon adet yazılmaktadır!

  • Geleneksek Çin Tıbbında hazmettirici, yüksek tansiyona karşı, baş ağrısında, ateş düşürücü ve dolaşım bozukluklarında kullanılmaktadır.
  • Dârçın, Osmanlı sarayında çok kullanılan terkiplerin formülünde de bulunmaktadır : Sultan İbrahim’in erliğine kuvvet vermek için yapılan macun’ daki 25 drogtan biridir. Sultan Bayezid , I. Abdülhamid ve diğer sultanlar için hazırlanan “ Macun-i Sultani” lerde de bulunmaktadır. Meşhur “mesir macunu” nun terkibinde de yer almaktadır.

Çin tarçını üzerinde son yıllarda yapılan araştırmalar, çok önemli bir etkisini ortaya çıkarmıştır: Diyabette kan şekerini düşürmekte.

Çin tarçını ve şeker hastalığı

Çin tarçını tozunun ve ekstrelerinin şeker hastalığında kan şekerini düşürmeye yardımcı olduğu bulunmuştur. Tip-2 diyabette kan glikoz miktarını düşürmeye yardımcı olarak kullanılması tavsiye edilmektedir. Bu konuda pek çok çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmaların bir kısmında etki bulunamamıştır. Bu negatif sonucun miktar azlığına bağlı olduğu belirtilmektedir. Önemli bir kısmı, Çin tarçınının Tip-2 diyabette etkili olduğunu göstermektedir. Biyolojik aktivite deneylerinde C. cassia ekstraktı kullanılmış, çalışmalarla etkinin sinnamil aldehite bağlı olduğu sonucuna ulaşılmış. Klinik Çalışmalarda ise:

  • İlk klinik çalışma 2003 de yapılmış. cassia tozundan 1,3,6 g lık pilüller kullanılarak,   randomize, çift körlü, plasebo kontrollü iyi bir çalışma. Sonuç: Tip-2 diyabette yararlı.

 

  • Daha sonra yapılan bazı klinik çalışmalarda kabuktaki proantosiyanidinlerin de etkiden sorumlu olduğunu ve ensüline benzer bir etki ile antidiyabetik etki gösterdiğini ortaya çıkarmış .

 

Bu durumda etkiden   sinnamil aldehit ve proantosiyanidinlerin mesul olduğunu kabul etmek gerekiyor.

 

Etki görülebilmesi için günde 6 g toz tarçının kullanılması gerektiği de araştırmalardan çıkan önemli bir sonuçtur. Son yapılan çalışmalar Seylan tarçınının da aynı amaçla , kullanılan miktarı biraz artırarak kullanılabileceğini göstermiştir. Toz, ekstreden daha etkilidir. Çünkü ekstre elde edilirken, uçucu yağ kaybı olmaktadır.

Çin tarçını kabuk tozundan hazırlanmış preparatlar piyasada bulunmaktadır.

Tarçınların diğer etkileri

Tarçınların etkileri ile ilgili çok sayıda çalışma bulunmaktadır. Önemli bir kısmında bitkinin bilimsel adı yerine “Cinnamon” yazıldığı için, hangi tarçın olduğu tam anlaşılamamaktadır. O yüzden, “tarçınların etkileri” başlığı altında verdim.

Bu çalışmaların sonucu antioksidan, antienflamatuvar, tansiyon düşürücü etkilerinin olduğu, bazı kanser hücrelerini inhibe ettiği, H. pylori’ye etkisinin az olduğu ama daha ileri çalışmalar yapılmasında yarar bulunduğu gibi sonuçlara ulaşılmış. Kolesterol ve lipitleri düşüren etkisi üzerinde de bazı çalışmalarda pozitif sonuçların yanında etkisiz olduğunu gösteren yayınlar da bulunmakta. Son çalışmalarda ise belirgin düşüş sağlıyor şeklinde…Özetlersem çalışmalar devam ediyor. Yazımda daha çok antidiyabetik etki üzerinde durdum.

Hastalarınızdan gelebilecek soruların cevaplarını vererek yazımı bitireyim:

  • Dikkat 1 !

Çin Tarçını henüz ilaç değildir. En çok, kullanılan ilaca yardımcı olabilir. Kullanılan diyabet ilacı bırakılmamalıdır. İlâve olarak tavsiye edilecekse, hastaya kan seyreltici ilaç kullanıp kullanmadığı sorulmalıdır. Eğer kullanıyorsa, Çin tarçınının taşıdığı kumarinlerin bu ilaçların etkisini artırabileceği  ve  aşırı kullanımlarda ise karaciğer toksisitesine sebep olabileceği hususu hastaya hatırlatılmalıdır.

 

  • Dikkat 2 !

Bazı diyetisyenler tarafından tavsiye edilen ve internet tıbbında yaygın olarak bulunan, “bir sürahi suyun içine 1-2 çubuk Seylan tarçını atın, gün boyu bu suyu için. Zayıflama diyetlerinde mucizevi etkiler meydana gelecek “ şeklindeki kullanılışa ait bilimsel çalışma bulunmadığı gibi açıklaması da yoktur!

Sonuç

Ülkemizde satılan poşet bitki ve meyve çaylarında Seylan tarçını kullanılır. Uygun miktarda tarçın bulunan çayların, sindirim sistemi rahatsızlıklarındaki kullanılışını, ishal kesici etkisini ve soğuk algınlığında yardımcı olabileceğini unutmamak gerek. Ayrıca içimi hoş olduğu için çaya seçenek olarak da kullanılabilir.

Kısacası, Tarçını sadece baharat olarak değil, çay olarak içildiğinde ve tozu halinde kullanıldığında sağlığa yararlı etkileri de bulunan bir drog olarak değerlendirmekte yarar var.

Koronasız sağlıklı ve mutlu günlere……

 

Seylan tarçını mantarının soyulması

 

Çin tarçını ağaçları 

 

 

Prof. Dr. Kasım Cemal Güven

Prof. Dr. Kasım Cemal Güven hocamızı kaybettik. Ailesinin ve eczacılık camiasının başı sağ olsun.

Geçen sayıdaki yazımda :

“Prof. Dr. Kasım Cemal Güven hocamızla 2010’dan beri alglerle ilgili makale yazıyoruz. Daha doğrusu yazıların literatür tarama kısmı bende. Altı review 2 araştırma makalem oldu Kasım Hoca ile . Onun sayesinde ihmal ettiğim bir konu olan ”Marine Pharmacognosy – Deniz Farmakognozisi”nde önemli yeri olan algleri biraz öğrenme fırsatım oldu.

Kasım Hocamız 95 yaşında hâlâ çalışıyor, yazıyor. Galenik Farmasi hocamız idi ama dalı ile ilgili çalışmaların yanında alglerin kimyası üzerinde çalışan ilk Türk araştırıcısı, alglerde bulduğu alkaloitler vd maddelerle bu konuda önemli araştırıcılardan. Bu arada, dersin adı Galenik Farmasi idi ama şimdiki Farmasötik Teknoloji derslerinde anlatılan konuların hepsini çok iyi bir şekilde öğrendiğimizi , daha doğrusu Hocamızın öğrettiğini belirtmek isterim. Kasım Hocamız ile yıllar sonra yayınlarımın olması benim için ayrı bir şeref. Bilvesile, Allah uzun ömürler versin Hocamıza” demiştim.

Alglerdeki vitaminleri hazırlıyorduk. Son telefon görüşmemizde “gözlerim iyi görmüyor artık” dedi. Ben de “hocam artık bırakın, yormayın kendinizi” dedim. “ Ben çalışmazsam ölürüm, sen bırakabiliyor musun” dedi. Ne diyebilirdim ki!
 5-6 gün sonra benden istediği bilgiyi hallettiğimi bildirmek üzere kendisine telefon ettiğimde, bakıcı kadın çıktı ve “Hoca hasta, yatıyor” deyince hastalandığını öğrendim. Oğluna telefon ettim : Görüşmemizden 2 gün sonra beyin kanaması geçirmiş. Oğlu Haldun Bey’den telefonla takip ettim sağlığını. 25 Eylül sabahı ise ölüm haberini aldım. 24 Eylül gecesi vefat etmiş. Hocamız dediğini yaptı.

Kendisi ile çok hatıram var.

Öğrencilikle ilgili birini sizlere nakletmek istiyorum: Galenik Farmasi pratik sınavı. Bana “atropin ampul “ ve bir pilül geldi. Ampulü hazırladım, bitti. Pilülünde, pilül tahtasında kesme kademesindeyim. Hoca yanıma geldi ve beni takip ediyor. Ben devam ediyorum, hava çok sıcak, pilül tahtasına terim damladı. Ben içimden ”Eyvah ! kaldım!” derken, Hoca

  • Terin hastalara şifa verecek” dedi ve güldü. Ben de ortam yumuşayınca:
  • Hocam, onu hastalara sormalı dedim. Gülerek gitmişti.

Kendisine Allahtan rahmet, ailesine ve eczacılık camiasına baş sağlığı diliyorum. Ruhu şad olsun.