Vitamin B6 ve Hayatımızdaki Önemi

0

Prof.Dr. Ş. Güniz KÜÇÜKGÜZEL

Marmara Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Farmasötik Kimya AbD., Başıbüyük Yolu, 4/A, Maltepe 34854 İstanbul E-posta : gkucukguzel@marmara.edu.tr

Vitaminler, hücresel fonksiyonların yerine getirilmesinde vücudun eser miktarlarda ihtiyaç duyduğu , insan organizmasında sentez edilemediği için diyet ile alınmak zorunda olan organik bileşiklerdir. Vitaminler, çözünürlüklerine göre suda çözünen ve yağda çözünen vitaminler olarak ikiye ayırabiliriz.

Suda çözünen vitaminlerin birbirlerinden kimyasal yapıları ve metabolizmadaki farklılıkları bulunmaktadır, ortak özellikleri ise polar molekül olmaları ve bu nedenden dolayı da suda çözünür olmalarıdır. Suda çözünen vitaminler; B-kompleksi olmayan (Askorbik asit-Vitamin C), B-kompleksi olanlar olmak üzere ikiye ayırabiliriz. B-kompleksi olmayanlar bölümünü de; Enerji verici (Tiamin-Vitamin B1, Riboflavin-Vitamin B2, Niasin-Vitamin B3, Biotin, Pantotenik asit), Hemotopoletik (Folik asit, Vitamin B12), Diğerleri (Piridoksin-Vitamin B6, Piridoksal, Piridoksamin) olmak üzere gruplayabiliriz. Bu gruptaki vitaminlerin çoğu ara metabolizma enzimleri koenzimlerinin öncül bileşikleridir. Toksit değildirler, organizmada birikme yapmayıp kolaylıkla idrarla atılırlar.

Piridoksin (Vitamin B6)

Vitamin B6 ; piridin türevi olan piridoksin, piridoksal ve piridoksamin için kullanılan ortak bir terim olup, sadece yapıda bulunan fonksiyonel grubun farklılığıdır. Bu üç bileşikte biyolojik olarak aktif koenzim olan piridoksal fosfat’ın öncülü olarak kullanılır. Mısır, buğday,, karaciğer, et, yumurta sarısı iyi vitamin B6 kaynakları olarak bilinmektedir. Organizmada, fazla protein alımı ile piridoksin gereksinimi artar.

Piridoksin ve analogları, ince bağırsaktan kolayca absorbe edilirler. Vitamin B6 piridoksin, piridoksal ve piridoksamin sitoplazma içinde piridoksal kinaz enzimi için substrat olarak görev alırlar. Piridoksal kinaz enzimi, her üç yapıyı fosfat esterlerine dönüşümü sağlamada adenozin trifosfat (ATP) kullanır. Piridoksal fosfat, özelikle aminoasitler ile ilgili reaksiyonları katalize eden enzimlerin koenzimi olarak görev yapar. Histidin aminoasidi üzerinde dekarboksilasyon reaksiyon ile histamin oluşumu, serin aminoasidi üzerinden deaminasyon ile pirüvat oluşumu örneklerini verebiliriz.

Koenzim, bir reaksiyonu katalize etmek için enzim ile bağlanan ve protein olmayan bir bileşik türü olup, tek başına görev alamaz, ancak bir enzimle eşleştiğinde birkaç kez tekrarlı bir şekilde kullanılabilir. Koenzimi bulunmayan enzimlere apoenzim denir. Koenzimler veya kofaktörler olmadan, enzimler reaksiyonları etkili bir şekilde katalize edemez. Bir enzim ile bir koenzim eşleştiği zaman, aktif enzim oluşur. Bir enzim, aşırı sıcaklık veya pH ile denatüre edildiğinde, koenzim artık aktif bölgeye bağlanamaz.

Bir koenzim olan piridoksal fosfat, yapısında bulunan aldehit grubu üzerinden kendi apoenzimine enzimin yapısında bulunan lizin aminoasidi üzerinden Schiff bazı (imin) aldimin oluşumu ile bağlanır. Bu reaksiyon, piridoksal fosfatın; organizmada gerçekleşen transaminasyon ve dekarboksilasyon olayında koenzim olarak önem taşımaktadır. Aldimin yapısındaki schiff bazındaki bir elektron kayması ile ketimin yapısındaki Schiff bazı yapısı oluşur. Bu yapının hidrolizi ile a-ketoasit ve piridoksamin fosfat oluşur. Piridoksal fosfat ve piridoksamin fosfat koenzim olarak, ara metabolizmada önemli bir yere sahiptir.

Piridoksin eksikliği nadiren organizmada görülür. Tüberküloz tedavisinde kullanılan isoniazit (isonikotinik asit hidrazidi) piridoksal fosfat’la inaktif bir türev olarak hidrazon yapısında bir molekül oluşur. Bu durum, vitamin B6 (piridoksin) eksikliğine neden olur. Bu nedenle, tedavi esnasında diyete vitamin B6 eklenmelidir.