Virüslerden kaçış var mı?

0

İçinde bulunduğumuz aylar hastalık etkeni birçok virüsle karşı karşıya kaldığımız, dolayısıyla
salgın şeklinde hastalıkların yaşandığı bir dönem. Bu salgınların sorumlularının arasında
influenza (grip virüsü) başı çekmekte.
Solunum yolu ile bulaşan influenza virüsü, toplu taşıma, alışveriş merkezi, ofis çalışma
ortamları, hastane, okul vb. kapalı ve kalabalık ortamlarda kolayca bulaşabilir. İnfluenza
virüsünün salgınlara sebep olması bu dönem ve ortamlarda çok daha kolay olur.
A, B ve C olarak 3 ayrı tipi bulunan influenza virüsünün insanlarda en sık görülen tipi
İnfluenza A’dır. Özellikle ağır seyreden domuz gribi olarak bildiğimiz tür ise İnfluenza A’nın
H1N1 alt türüdür. 2009 yılında bir salgınla tanıştığımız domuz gribi son haftalarda yine
kendini göstermeye başladı. 5 yaş altı ve 65 yaş üzeri yetişkinlerde hayati tehlikeye sebep
olabilen bu virüsten kaçınmak neredeyse imkansızken, alınabilecek en iyi önlem genel hijyen
kurallarına dikkat etmek dışında bağışıklık sistemini güçlendirmek olabilir.
D vitamini bugün bağışıklık söz konusu olduğunda ilk akla gelen vitamin olma özelliğini
yakın geçmişte C vitamininden devraldı. Bilinirliğini büyük ölçüde 2009 yılında yaşanan
domuz gribi salgına borçlu olan D vitamini, pandemi kurulları ve Dünya Sağlık Örgütü’nün de
bilinçlendirme çalışmalarıyla adını sıkça duyduğumuz, bağışıklık sistemi üzerindeki etkisini
gayet iyi bildiğimiz bir vitamin.
Dolayısıyla kış dönemi öncesinde, D vitamini kan seviyelerinin kontrolü influenza salgınlarına
karşı alınabilecek en iyi önlemlerdendir. Yapılan çalışmalarda düşük D vitamin seviyeleri olan
kişilerin influenza virüsünün neden olduğu grip ve soğuk algınlığı geçirme sıklığının daha
yüksek olduğu vurgulanmıştır.
Optimal seviyedeki D vitamini (40 ng/ml üzeri) bağışıklık sistemimizin en önemli yardımcısı
olacaktır. Kan D vitamini seviyeleri optimal seviyede bulunan kişiler ise kış dönemi boyunca
1000IU D vitamini desteğini, kan seviyelerini korumak için kullanabilir.
Günlük yaşantımızda her gün onlarca değişik virüsle karşılaşıyoruz. 1. Basamak bağışıklık
sistemi dediğimiz doğal bağışıklık sistemimiz karşılaştığımız virüslerin vücudumuzda
hastalığa neden olmasını önlemede en önemli savunma kalkanıdır. Dolayısıyla doğal
bağışıklık sistemimizi güçlendirmek hastalık etkenlerine karşı etkili bir savunmadır.
Beta glukan, bağışıklık sistemini güçlendirerek sık yaşanan enfeksiyonların önlenmesine,
dolayısıyla sık antibiyotik kullanımının da önüne geçilmesine yardımcı olur. Bağışıklık
destekleyici olarak günde 50 ila 1000 mg gibi geniş doz aralığında kullanılabilir. Herhangi bir
yan etki riski taşımaması ve doğal kaynaklardan elde edilmesi dolayısıyla güvenli kullanıma
sahiptir.
C vitamini, bağışıklığın güçlendirilmesinde doğal yaklaşımda önemli rol oynayan bir
vitamindir. Antiviral ve antibakteriyel özelliklerinin yanında bağışıklık işlevini güçlendirmesi
influenza salgınlarında C vitaminine değer katar.
Stres altındayken ya da bir enfeksiyon sırasında vücutta C vitamini düzeyleri hızla tükenir.
Bunun telafisi için ise C vitamini takviyesine ihtiyaç duyulur. Korunma amacının yanında,
enfeksiyon varlığında C vitamini alımının artırılmasının hastalık seyrinin hafifletilebilmesi için
de etkili olduğu çalışmalarca desteklenen bir etkisidir.
Astragalus ülkemizde ‘Geven’ adıyla bilinen, Çin tıbbında yüzyıllardır kullanılan bir bitkidir.
Özellikle üst solunum yollarına yönelik viral ve bakteriyal enfeksiyonlara karşı bağışıklığı
destekler. Zararlı maddeleri hücre içine alarak yok eden hücreler olan makrofajları aktive
ederek enfeksiyonla mücadeleyi güçlendirir.
Enfeksiyon halinde üretilen birçok belirtecin üretimini dozla doğru orantılı şekilde azaltır.

Yapılan bir çalışmada, astragalus polisakkaritlerinin, viral enfeksiyonlara karşı bağışıklığı
yükselttiği görülmüştür. Birçok çalışma da Astragalus’un doğal bağışıklık hücrelerinin
aktivasyonu ile enfeksiyon süresini kısalttığı gözlenmiştir.
Sağlıklı günler dilerim