UMUTLA, İNANÇLA MÜCADELEYE DEVAM…

0

İstanbul Eczacı Odası’na seçilen ilk kadın başkan Ecz. Şeker Pınar Özcan, bu başarının “6 yıldır tüm samimiyetiyle, inancıyla ve umuduyla eczacılarımıza nefes olmak için İstanbul Eczacı Odası kurullarında göreve gelmiş İstanbul Eczacı Hareketi kadrolarının özverili çalışmalarına, İstanbul’daki meslektaşlarımızın gösterdiği güvenoyu ve takdirin sonucudur.” diyerek hedeflerini röportajımızda paylaştı.

İstanbul Eczacı Odası’nın ilk kadın başkanını biraz tanıyabilir miyiz?

1975 Samsun doğumluyum. 1997 yılında İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi,
2017 yılında İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü’nden mezun oldum. 1998 yılından
bu yana Bağcılar’da eczacılık yapıyorum. İstanbul Eczacı Odası Bağcılar Bölge
Temsilciliği, Belge Tetkik Komisyonu ve Nöbet Komisyonu üyeliği görevlerinde
bulundum. 2017 – 2019 döneminde İEO Yönetim Kurulu Üyesi ve 2019 – 2021
döneminde Genel Sekreter olarak görev yaptım. İstanbul Eczacılar Kooperatifi
üyesiyim.

4 yıldır Odada yönetim kurulu üyesi ve Genel Sekreter olarak görev yapmaktasınız. Bu dönemde yaptığınız çalışmalardan özetle bahsedebilir misiniz?

Her dönemi kendi içinde özetlemek gerekirse, 2017-2019 çalışma dönemi benim yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığım dönem. İstanbul Eczacı Odası olarak muvazaa ile mücadele bizim öncelikli konularımızın ilk sıralarında yer alıyor. 2015 yılında göreve geldikten sonra var gücümüzle çalıştığımız bu mücadelemizde 2017-2019 dönemi, 74 muvazaalı eczanenin ruhsat iptalini sağladığımız ve başarıyı katladığımız dönem diyebiliriz. Muvazaa ile mücadele çok zorlu, önünüzü göremeseniz de ilmek ilmek çalışarak yürütmeniz gereken bir süreç. Denetçi eczacılardan Belge Tetkik Komisyonuna, Onur Kurulundan Yönetim Kuruluna Odalarda bu soruşturmaların içinde bulunan meslektaşlarımız çok kıymetli bir iş yapıyorlar. Çünkü bu soruşturma süreçleri tüm aşamalarında tatsız süreçler. Bazen muvazaa sahipleri ya da onların maşaları sizleri tehdit eder dolaylı ya da dolaysız yoldan. Bir başka açıdan baktığınızda da karşınızda bir şekilde muvazaaya bulaşmış olan
bir meslektaşınız var. Ama muvazaa mesleğimizin kanayan yarasıysa ne olursa olsun, ucu nereye kadar giderse gitsin bu mücadelenin verilmesi gerekli. Yine geçtiğimiz dönemden bahsederken sizler de hatırlarsınız, ürünlerini eczane dışı satış kanallarına çıkaran bir ilaç firması ile ilgili büyük bir eylemlilik süreci başlatmıştık. Çok kısa süre içinde İstanbul’da meslektaşlarımızla bir araya geldiğimiz çok sayıda toplantı sonrası tüm Türkiye’de yapılan eylemde İstanbul olarak çok ciddi bir örgütlülük örneği gösterdik. Eczanelerimizin ve eczacılarımızın güvenilir sağlık odakları olması nedeniyle halkın gözünde itibar kazanan ürünlerin, serbest piyasa koşullarında internet veya başka satış kanallarına yöneldiğinde bu
güveni ve itibarı da zaman içinde yitirdiği bir gerçek. Bundan daha da önemlisi, sağlıkla ilgili hiçbir ürün FMCG denilen hızlı tüketim satış planlamalarına dahil edilemez.

Geçtiğimiz dönemi kısa başlıklar halinde toparlarsak, hukuki alanda kazandığımız Tarım Bakanlığına kayıt olma zorunluluğumuz olmadığına dair davamız, sahte reçetelerle ilgili emsal davalarımız, kutu başı idari para cezası davamız, İEO Akademi olarak tüm Türkiye’deki meslektaşlarımıza açtığımız online eğitimlerimiz, teknolojiyi etkin kullanmak adına yaptığımız çalışmalarımız ve sosyal sorumluluk adına yaptığımız KAÇUV Aile Evi , Türkiye’deki 7 okula kurduğumuz 7 kütüphanemiz iz bırakan çalışmalardır. 2019-2021 çalışma dönemi ise benim Genel Sekreter olarak görev yaptığım dönem. Ben bu dönemi pandemi öncesi ve pandemi sonrası olarak ikiye ayırıyorum. Dönem başında yeni projelerimize hızla başladığımız; özellikle İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Afet Koordinasyon Merkezi ile birlikte başladığımız ve meslektaşlarımızın 2 günlük eğitim sonrası aldıkları ilkyardım sertifikaları çalışmamız; İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile yaptığımız görüşme sonrası ilçe belediyeleriyle birlikte şu anda yaklaşık 1000 gönüllü eczanemizde evlerde biriken kullanılmamış, miadı geçmiş ilaçların toplanıp özel imha merkezlerinde bertarafını sağladığımız “Çevre Dostu Atık İlaç” projemiz; İstanbul Üniversitesi ve Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakülteleriyle birlikte düzenlediğimiz, yeniden fakülte sıralarına dönerek hocalarımızdan ders aldığımız eğitim modüllerimiz vb. tüm çalışmalarımız 11 Mart 2020
tarihinde Covid-19’un pandemi ilan edilmesi ve Türkiye’de ilk vakanın görülmesinin ardından bambaşka bir alana evrildi. Yarının ne getireceğinin bilinmediği, tüm dünyada kaos ortamının yaşandığı bu süreç; sağlık çalışanları için yaşatmak için yaşamaya çalıştıkları, insanüstü gayretlerle mücadele verdikleri bir dönem olarak tarihe geçiyor. Eczacılar olarak bizler de 7/24 ilaç hizmeti vermenin yanında, her zaman halkın ilk ulaştığı, danıştığı sağlık meslek mensupları olarak görevimizi ve yeminimizin gereğini yerine getirdik.

Büyük bedeller ödedik, can dostlarımızı, meslektaşlarımızı, çalışma arkadaşlarımızı kaybettik görev başında… İstanbul Eczacı Odası özelinde meslek örgütlerinin pandemi mücadelesinden bahsedecek olursak, pandeminin ilan edilişi ile birlikte -ki biliyorsunuz pandemideki ilk can kaybı meslektaşımız Ecz.İhsan Giray’dı – önceliğimiz bir yandan meslektaşlarımızı bulaştan korumak için neler yapabilirizi planlarken bir yandan kesintisiz ilaç hizmetinin verilmesini sürdürülmesini sağlayabilmek oldu. 39 ilçe belediyesiyle irtibata geçerek yaptırdığımız eczane dezenfeksiyonları, eczacı ve eczane çalışanlarımız için dağıttığımız 20.000 adet kişisel koruyucu ekipman, İBB billboard ve toplu taşıma araçlarında halka yönelik yaptığımız bilinçlendirme çalışmaları, İEO bünyesinde kurduğumuz Bilim Kurulu ve Covid-19 Takip Grubumuz, pozitif tanı nedeniyle karantina sürecinde eczanenin kapanmaması için nezaretçi eczacı atamalarımız, Covid-19 tanı ve tetkikleri için meslektaşlarımız, çalışanlarımız ve birinci derece yakınlarının faydalanabildiği hastanelerle ve laboratuvarlarla yaptığımız anlaşmalarımız, sokağa çıkma yasaklarında nöbetçi sayılarını
3 katına çıkararak sürdürdüğümüz nöbetçi eczane sistemimiz, karantina yurtlarında
sıralı dağıtım yoluyla düzenlediğimiz ilaç hizmeti, Oda sayfasında sürekli güncellediğimiz
tüm gelişmeleri ve protokolleri paylaştığımız Covid-19 kütüphanesi, karantina nedeniyle eczaneleri kapanmak zorunda kalan meslektaşlarımıza karantina süresindeki harcamaları için verdiğimiz ekonomik destek paketi, kamuda çalışan ve yine pozitif tanı nedeniyle çalışamadığı dönemde ekonomik kayba uğrayan Odamız üyesi meslektaşlarımıza verdiğimiz ekonomik destek paketimiz, her açıdan zorlu geçen pandemide bir nefes olması ümidiyle sokağa çıkma yasaklarında tüm meslektaşlarımıza açık olarak düzenlediğimiz online gezilerimiz, 14 Mayıs ve 25 Eylül’de meslektaşlarımıza özel hazırladığımız hediye paketlerimiz, özellikle pandeminin ilk dönemlerinde yaşanan ve mesleğimizi itibarsızlaştırmaya yönelik söylemler ve denetlemelere karşı verdiğimiz mücadeleler, İEO olarak etik kurul onaylı Covid-19 aşısı sonrası antikor düzeyleriyle ilgili yürüttüğümüz anket çalışmamız bu dönemin kısa bir özeti olabilir. Pandeminin 1 yılını İEO ve İstanbul eczacısı özelinde anlattığımız “Pandeminin Gölgesinde Eczacılık” başlıklı yayınımız ise bir almanak ve arşiv niteliğinde. Tabii ki pandemiyi bir kenara koyduğumuzda, mesleğimizin zaten var olan
sorunlarından bazıları pandemi sürecinde de devam etti. Hatta bir kısmı daha da büyüdü ki, özellikle gıda takviyelerinin eczane dışı satış kanallarında artan satışı buna bir örnektir. Pandemi şartlarının getirdiği her türlü alışverişin internet ortamında aşırı artışı her şeyden önce halk sağlığı açısından çok ciddi bir sorun haline gelmiş durumda. Sağlık okuryazarlığı ilkokul 2. sınıf düzeyinde olan ülkemizde, sağlığa etkisi olan her türlü ürünün internette, sosyal medya hesaplarında, marketlerde, benzincilerde kasa önlerinde satılabiliyor olmasının sonuçlarını da bir yandan görüyoruz. Nerede hangi şartlarda üretildiği ve saklandığı belli olmayan ürünlerin ele geçirildiğine yönelik haberleri hep birlikte okuyoruz.

Ayrıca bu tarz yerlerden alışveriş yapan vatandaşlarımızın yaşadığı sağlık ve maddi kayıplarından bahsedildiği haberleri hem medyada izliyor, ayrıca biz eczacılar bu tarz ürünleri kullanıp sağlığı bozulan ve yine sağlığını kurtarmak için yine eczanelerimizde meslektaşlarımıza danışan vatandaşlarımızla karşılaşıyoruz sıklıkla. İEO olarak bu dönem bu yola baş koyduk dersem tabir yerinde olacaktır. Birkaç koldan çalışmalar yürüttük, bir yandan halkı bilinçlendirmeye yönelik afiş, billboard, toplu taşımalarda halka yönelik videolar hazırladık, medyada bu konuyla ilgili defalarca yer aldık, bir yandan Tarım Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığına eş zamanlı olarak meslektaşlarımızın gönderdiği bir mail eylemiyle;  hem sağlık beyanıyla satılan her türlü ürünün sadece eczanelerimizde eczacı
danışmanlığında satılması gerektiğine yönelik gerekçelerimiz, yanlış kullanılan ürünlerin sağlığa verdiği zararları derlediğimiz haber ve vaka örnekleri, bilimsel çalışmaları içeren dosyamızı bakanlıkla paylaştık. Bu konuda mücadelemiz hız kesmeden devam edecek.

Bir başka sorunumuz eczane tabelaları ile ilgiliydi. İBB’ye karşı açtığımız, kazandığımız ve kesinleşen davamız sonrası tüm ilçe belediyeleri ile de eczanelerimizin tabelalarının ilan reklam amacı taşımadığından hareketle dava kararının ilçe belediyalerince de uygulanmasına yönelik yaptığımız görüşmeler sonucu bugün İBB ve 25 ilçe belediyesince eczanelerimizden ilan reklam vergisi artık alınmıyor. Tüm ilçelerde bu karar uygulanana dek mücadelemiz sürecek. e-Fatura geçiş sürecinde İstanbul Ecza Koop ile birlikte yürüttüğümüz çalışma sonucu ise bugün tüm eczacılarımız e-Fatura entegratör firma hizmet bedelleri çalıştıkları depolar veya Odamız tarafından karşılanmakta.

Başkan olarak hedefleriniz, İstanbul eczacısı ve eczacılık mesleği ile ilgili projeleriniz nelerdir?

İstanbul Eczacı Odası, Türkiye’deki ilk eczacı odası ve üye sayısı itibarıyla en büyük eczacı
odası olmasının yanında, İstanbul gibi bir büyükşehir olması nedeniyle her türlü mesleki
sorunun ilk ve en yakıcı yaşandığı yer aynı zamanda. O nedenle sorumluluğunuz da büyük. Mesleğimizin sorunları da gün geçtikçe derinleşiyor. En temel sorun ise ekonomik olarak ayakta kalabilmek, o sebeple İlaç Fiyat Kararnamesinin güncellenmesi öncelikli mücadele alanı. Fakülte enflasyonu olarak tabir ettiğimiz, sayısı hızla artan ancak eğitim kalitesi düşen eczacılık fakülteleri şu anda da var olan istihdam sorununa bir değil beş tuğla birden koyuyor. Ve İstanbul Eczacı Odasının mücadelesi özelinde biraz önce bahsettiğim eczane dışı satış kanalları… Bu üç kronik sorun tüm eczacı odalarının, Türk Eczacıları Birliğinin, mesleğimizin tüm bileşenlerinin topyekun savaşılması, tüm yetkili kurumlar nezdinde takipçi olunması gereken sorunlar. Bu temel sorunlar mesleğin bir kısırdöngü içerisine girmesine hatta ayakta kalma mücadelesi verirken mesleki gelişimin göz ardı edilmesine sebep oluyor. Fiilen zaten her zaman 1. basamak sağlık kuruluşu olarak görev yapmış olan, ancak Mayıs 2019 tarihinde bu özelliği resmi olarak kayda geçen eczanelerimiz ve mesleğimizi hastanelerde, kamu kurumlarında, akademilerde yapan meslektaşlarımız pandemi döneminde insanüstü bir gayretle çalıştılar. Artık bu sorunlara palyatif değil kalıcı çözümlerle neşter vurmak da bizlerin görevi.

Büyük bir oy farkıyla seçim yarışını kazandınız. Oy verenlere söylemek istediklerinizi bizimle paylaşabilir misiniz?

Bu sonuç, 6 yıldır tüm samimiyetiyle, inancıyla ve umuduyla eczacılarımıza nefes olmak için İstanbul Eczacı Odası kurullarında göreve gelmiş İstanbul Eczacı Hareketi kadrolarının özverili çalışmalarına, İstanbul’daki meslektaşlarımızın gösterdiği güvenoyu ve takdirin sonucudur. Bizlere bu görevi layık gören tüm meslektaşlarımıza güvenleri için sonsuz teşekkür ediyor ve üstlendiğimiz görev için tüm gücümüzle çalışacağımızı bir kez daha yineliyoruz. Umutla, inançla mücadeleye devam…