ÜLSERATİF KOLİT VE SÜLFASALAZİN

Prof.Dr. Ş. Güniz KÜÇÜKGÜZEL

Marmara Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Farmasötik Kimya AbD., Başıbüyük Yolu, 4/A, Maltepe 34854 İstanbul E-posta : gkucukguzel@marmara.edu.tr

İnflamatuvar bağırsak hastalıkları (İBH), oluşumunda sebep gösterilemeyen (idiyopatik) inflamatuvar bağırsak hastalığı olup diyare, karın ağrısı, kanama gibi gastrointestinal (Gİ) belirtilerle birlikte, anemi ve kilo kaybına neden olur. Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı olmak üzere iki gruba ayrılır [1].

İlk olarak 1859 yılında Londra’da Samuel Wilks tarafından tanımlanan ülseratif kolit, kalın bağırsağın içini örten tabakanın (mukoza – submukoza) iltihabı olup, iltihabi değişikliğin olduğu bölgede bağırsağın iç yüzünü döşeyen örtü tabakası olan mukozada ülserler oluşur. Kalın bağırsağın en önemli görevi bağırsak içindeki suyun kana geri emilimidir. Ülseratif kolit hastalığında suyun geri emilmesini sağlayan tabakada inflamasyon (iltihap) olması nedeni ile bu işlev gerçekleşemez. Böylece hastalığın en önemli bulgusu ishal gelişir. Bu mukozal örtü tabakasındaki inflamasyon (iltihap), doku zedelenmesine dolayısıyla ülserlere ve kanamaya neden olur. İshal, bağırsak hareketlerinde artışa ve karın ağrısına yol açar. Hastalığın aktif dönemlerinde hastalarda tüm vücutta kırgınlık, halsizlik, eklem ağrıları gibi belirtiler görülebilir.

Aminosalisilatlar, kortikosteroidler, immunomodülatörler ve biyolojik ajanlar ülseratif kolitin tedavisinde kullanılmaktadır. Aminosalisilatlar hafif ve orta dereceli aktif ülseratif kolit tedavisinde ana tedavi planı olarak uygulanmaktadır. Ayrıca, hastalığın nüks etmesini de önler.

Ülseratif kolitin tedavisinde ilk sırada kullanılan ilaç mesalazin (5-aminosalisilik asit)dir (Şekil 1). Bu etkin madde, yapısında aromatik primer amin, karboksilik asit ve fenol fonksiyonel grupları taşır. Mesalazin, ince bağırsaktan kana geçişi ile kolonda oluşan ülseratif kolitte etkin olması söz konusu olamaz. Hastalar ülseratif kolitin tedavisinde oral alımı tercih ederler ve ilacın kolona bozulmadan gidip kolonda etki etmesi ve en az yan etki profiline sahip olması istenir. Bunun için pek çok araştırıcı tarafından kolona hedeflendirilmiş ilaç sistemleri geliştirilmiştir. Diazo bileşiklerinin oluşturulması da bu yaklaşımlar içindedir.

 

Şekil 1. Mesalazin (5-aminosalisilik asit)

Sülfapiridin aromatik primer amin grubu üzerinden diazo reaksiyonu ile oluşan ara yapı salisilik asit ile kenetleme reaksiyonu sonucunda sülfasalazin etkin molekülü oluşturulmuştur (Şekil 2). Sülfonamit grubuna kovalan bağ ile kuvvetli hidrofilik grubun sokulması ile moleküler hibridizasyon ile oluşturulmuş sülfasalazin oral mukozadan absorbsiyonu kan akımına geçmesi engellenir ve ilacın intestinal kanalda yüksek konsantrasyonda bulunması sağlanır.

Şekil 2.Sülfasalazin (5-[4-(2-piridilsülfamoil)fenilazo]salisilik asit

Sülfasalazin, %20-30’u ince bağırsaktan emilir, %70 ise kolona ulaşarak kolondaki azo redüktaz enzimleri tarafından sülfapiridin ve 5-aminosalisilik aside redüksiyona uğrar. Sülfapiridin büyük oranda absorbsiyona uğrar, ilacın yan etkilerinden sorumludur. Ülseratif kolit tedavisinden mesalazin sorumludur (Şekil 3).

 

Şekil 3. Sülfasalazinin azo redüktaz enzimi tarafından aktivasyonu.

 

[1] Goodman & Gilman Tedavinin Farmakolojik Temeli, Editörler: Laurence L.Brunton, John S.Lazo, Keith L.Parker, Çeviri Editörü: Öner Süzer, 2009, Nobel Tıp Kitabevi, sayfa no:1009-1013.