SALİSİLİK ASİT VE ASPİRİN

Prof.Dr. Ş. Güniz KÜÇÜKGÜZEL

Marmara Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Farmasötik Kimya AbD., Başıbüyük Yolu, 4/A, Maltepe 34854 İstanbul E-posta : gkucukguzel@marmara.edu.tr

Araşidonik asit, hücre membranı fosfolipitlerinin hidroliz olması sonucu serbestleşen doymamış bir yağ asitidir. Araşidonik asit ve analogları iki farklı yol ile (siklooksijenaz ve 5-lipooksijenaz) değişik eikozonoidler meydana getirirler. 5-Lipooksijenaz yolağı ile oluşan lökotrienler alerji, enflamasyon ve diğer patolojik olaylardan sorumludur. Siklooksijenaz yolağı ile de siklik endoperoksitler oluşur. Siklik endoperoksitler de, çeşitli enzimlerin etkisi ile prostasiklin, prostaglandin E, prostaglandin F2a , tromboksan A2  türevlerine dönüşür.

 

Prostasiklin ve prostaglandin en başta gelen hiperaljezi ağrı mediyatörleridir, yani aktif hale getiren etkilere karşı sinir uçlarının duyarlılığını arttırır ve onların ağrı yapıcı etkilerini güçlendirirler. Ağrı, dokunma ve ısı gibi duyu türlerinden farklı, hoş olmayan, dış ya da iç uyaranlara bağlı olarak, genellikle refleks korunma tepkileri heyecan ve duygusallıkla birlikte ortaya çıkan özgün bir duyu olup, yüzeyel (deri, mukoza), iç organlar ve somatik (kas ve eklemlerde) akut veya kronik olmak üzere iki türlü seyreder.

Non-steroidal anti-enflamatuvar ilaçlar (NSAEİ) bu etkiyi baskılayarak ağrı kesici özellik gösterirler. Bunun için de siklooksijenaz enzimi inhibe edilir, böylece prostasiklin ve prostaglandin oluşumu engellenmiş olur. Siklooksijenaz (COX) enziminin COX-1 ve COX-2 olarak iki ayrı şekli vardır. COX-3 olarak bilinen enzim ise özellikle parasetamole duyarlı ve serebral kortekste yer alan bir COX-1 varyantıdır. COX-1 yapısal bir enzim gibidir. Normal fizyolojik koşullarda dokuların çoğunda COX-1 aktivitesi varken, COX-2 belirlenemeyecek kadar azdır. COX-2 enflamasyon ile indüklenmektedir. COX-1 ekspresyonu normal fizyolojik koşullarda gastrointestinal kanalda, trombositlerde, endotel hücrelerinde ve böbreklerde görülür. Gastroproteksiyon, trombosit agregasyonu, homeostatik olaylar ve sodyum-su ayarlanmasında rol oynar. COX-2 ise enflamatuvar stimulus ile indüklenir. COX-2’nin hem enflamasyon hem de karsinogenezde rolü olduğu düşünülmektedir. Vasküler endotelde antiagregan özelliğe sahip olan prostasiklin de COX-2 ile oluşmaktadır. Klasik NSAEİ grubu ilaçlar eşit oranda COX-1 ve COX-2 inhibisyonu yapmaktadırlar.

 

Salisilik asit (2-hidroksibenzoik asit) ve ön ilacı olan asetilenmiş olan Asetilsalisilik asidi (Aspirin)   non-steroidal anti-enflamatuvar ilaçlar grubunun etkin molekülleridir. Salisilik asit adını ilk defa izole edildiği söğüt (Salix alba) bitkisinden almıştır. Doğal kaynak olarak tarihte; Amerikan yerlileri ve eski Romalılar, birbirlerinden bağımsız olarak, söğüt ağacının kabuk ve yapraklarının ağrılara ve ateşe iyi geldiğini bulmuşlardır. 1828 Yılında Münih’te Johann Buchner isimli araştırıcı, söğüt ağacının kabuğundan çok düşük miktarda salisin izole etmeyi başarmıştır. 1860 Yılında Kolbe ve Lautermann, fenolden başlayarak salisilik asidi tam sentetik olarak sentezlemiştir.

 

 Salisilik asit         

 

Salisilik asit ticari olarak üretimine 1874 yılında Almanya’da başlanmıştır. Buss 1875 yılında sodyum salisilatın antiromatik ve antipiretik etkisini tanımlamıştır. 1853 Yılında Gerhardt, salislik asidi asetil klorür ile reaksiyona sokarak Asetilsalisilik asidi (Aspirin) sentezlemiş, 1879 yılında Hofmann bu etkin molekülün farmakolojik etkilerini incelemesi ile Aspirin ticari ismi ile üretimi ise 1898 yılında Alman Bayer şirketi tarafından insan sağlığına sunulmuş ve kısa sürede dünyanın en çok satan ilacı haline gelmiştir. Salisilik asit, uzun süre kullanıldığında yapısında bulunan kuvvetli karboksilli asit ve zayıf asit özelliği olan fenol nedeniyle gastrite neden olur.  Bu nedenle, günümüzde kepek, saboreik dermatit, siğil, nasır, akne, sivilce gibi rahatsızlıklar da haricen çok iyi geldiği bilinmektedir.

 

Salisilik asidin asetillenmesi oluşan ve salisilik asidin ön ilacı olan Aspirin analjezik, antipiretik ve antienflamatuvar ve ayrıca,  düşük dozda trombosit agregasyonu inhibe edici etkiye sahiptir.  Siklooksijenaz enzimini geri dönüşümsüz olarak asetiller. Kulak çınlaması, duymada bozulmalar, mide bulantısı, gastrointestinal kanamaları en önemli yan etkileridir. Grip ve suçiçeği geçiren veya iyileşmiş çocuklarda ve gençlerde Reye sendromunu tetikleyeceği için bu hastalarda Aspirin kullanılmamalıdır.