Nadir hastalıklar ve tedavideki yetim ilaçlar

0

Yetim ilaçlar nadir hastalıklar dediğimiz sayıca çok az görülen hastalıkların tedavisi için kullanılan ilaçların geneline verilen isimdir. Bu tip ilaçlar konvansiyonel ve/veya biyoteknolojik olarak üretilen ilaçları kapsarlar. Başka bir değişle yetim ilaçlar, yaşamı tehdit eden, ya da yaşam kalitesini düşüren nadir hastalıkların teşhisi, önlenmesi veya tedavisinde kullanılan beşeri tıbbi ürünlerdir diyebiliriz. Nadir hastalıklar toplum içinde düşük görülme riski olan hastalıklardır ve bu spesifik hastalıklara karşı günümüz ilaç teknolojisi kapsamında yeni ilaç arayışları sürmektedir. Avrupa’da 5/10.000 kişiden daha az kişide görülmesinin yanında hayat boyu tedavi gerektiren kronik hale gelmiş ve bu kronikleşme sonucu yaş ilerledikçe vücutta çeşitli hasarlar bırakan ciddi hastalıklardır. Coğrafi tanımlara bakıldığı zaman Amerika ile Avrupa ve Asya otoritelerine göre nadir hastalıkların bir toplum içinde görülme sayının değiştiğini görmekteyiz. Örneğin yukarıda belirtildiği gibi Avrupa’da her 10.000 kişiden 5 kişi yani 1/2000 gibi bir sayıdan bahsedilip tanımda bu sayı üzerinden ifade edilirken İngiltere, Avrupa geneli dışında 1/100.000 olarak tanımlarken ABD’de ise 200.000 kişiden az kişiyi etkileyen hastalıklar nadir hastalık olarak tanımlanmakta uzak doğuda ise bu rakamlar 200.000 sınırının altında olarak değerlendirilmektedir. Tabi bu değerler çeşitli parametreler göz önüne alınarak gruplandırılmış her coğrafi bölge veya ülkenin nüfusuna göre değişmektedir. Özellikle nadir hastalıkların sebepleri incelendiğinde genetik yatkınlık başta olmak üzere bölgesel yaşam biçimi ırk, çevresel faktörler gibi birçok unsurdu işin içine girmektedir. Her ne kadar sıklıkla görülmeyen nadir olarak görülen hastalıklardır dense de bilinen 8000’den fazla nadir hastalık mevcuttur. Sayısının az olması ve tiplerinin fazla olması maalesef tedavi yönünden de dezavantaj teşkil etmektedir. Zira bu sayıca çok nadir hastalığa karşıda spesifik ilaçların üretilmesi gerekmektedir. Bu sayılar istatistiki olarak değerlendirildiğinde örneğin Avrupa’da 25 milyondan fazla hasta anlamına gelmektedir. Nadir hastalık sayısı 8000’in üstünde olmasına karşın, günümüzde, tedavisi mümkün olanların sayısı yaklaşık olarak 300’ü geçmemektedir.

Ülkemizde nadir görülen hastalıklar olarak çocukluk döneminde,

-Rett Sendromu,

-Fenilketönuri (PKU),

-Kistik Fibrozis,

-Konjenital Adrenal Hiperplazi,

-Spinal Muskuleratrofi (SMA)

-Yetişkinlik döneminde ise,

-Huntington Hastalığı,

-Crohn hastalığı,

-Behçet Hastalığı,

-Ailevi Akdeniz Ateşi Hastalığı (FMF),

-Cam Kemik Hastalığı,

-Erken Yaşlanma Hastalığı (Progeria),

-Albinizm söylenebilir.

Çocuklarda ve yetişkinlerde görülen bu hastalıkların büyük çoğunluğunun tedavisi bulunmamaktadır.

Nadir hastalıkların büyük bir çoğunluğu daha doğarken yenidoğanda mevcuttur. Sonrasında çocukluk çağında ve daha sonrada kazanılan hastalıklar olarak bilinmektedirler. Bugünkü teknolojiler her ne kadar gelişmiş olsa da tanı uzun süreçte konulabilmekte, ön tanıların doğruluk oranı incelendiğinde yarıya yakınının yanlış ön tanı olduğu saptanmaktadır. Çoğunlukla genetik nedenli ve çocukluk çağı başlangıçlı olan bu hastalıklar yenidoğan, çocuk ve genç yetişkinlerde daha sıklıkla görülmektedirler. Bu hastalıkların tanısının güç olması tedaviyi de erken teşhis evresinde zorlaştırmakta bazen de yanlış tanı yüzünden hastaya yanlış tedavilerde uygulanabilmektedir. Sonuç olarak da maalesef birçok vakada hasta kaybedilmektedir.

Nadir hastalık tanısı konmuş hastalara etkin tedavinin sağlanması için ilaç şirketlerinin yetim ilaçlar konusuna yatırım yapmalarını teşvik etmek amacıyla, ABD ve AB’de bazı yasal ve finansal düzenlemeler yapılmıştır. 1983’te ABD’de Orphan Drug Act adı ile “Yetim İlaç Yasası” yürürlüğe girmiştir. 1999 yıllında ise AB kendi yasal düzenlemelerini yaparak bu konuya açıklık getirmiştir.. Türkiye’de mevcut bir yetim ilaç mevzuatı henüz bulunmamaktadır. Bu alanda yapılan çalışmalar, 2007’de yurtdışından ilaç temini esasları ve protokolünün çıkmasıyla başlamıştır. 2011’de Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından Ulusal Yetim İlaç Kılavuz Taslağı hazırlanmış ve sektör temsilcileriyle paylaşılarak önerileri alınmıştır. Taslak, 2014’te, İlaç Bilincini Geliştirme ve Akılcı İlaç Derneği tarafından düzenlenen “Nadir Hastalıklar ve Yetim İlaç Sempozyumu ve Yetim İlaç Yönetmelik Çalıştayı”nda güncellenmiştir. Ülkemizde, özellikle biyoteknolojik yetim ilaçlara yönelik spesifik çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

Sağlık Bakanlığı dışında nadir hastalıklar konusunda faaliyet yürüten bir diğer kamu kurumu da TUSEB olarak göze çarpmaktadır. TUSEB’in yapmış olduğu çalışmalar

  • Nadir Hastalıklar Registry Sistemleri Çalıştayı
  • Nadir Hastalıklar Farkındalık Günü Toplantısı, 28 Şubat 2018, Ankara,
  • Ankara Kurumlarının Nadir Hastalık Konusunda Kapasiteleri Sorunları Çalıştayı
  • İnsan Genom Projesi,
  • Ulusal Biyobanka olarak gösterilebilir

Nadir hastalıkların sayılarının çok fazla olması tedavi odaklı çalışmalarında sayısını Ar-Ge bazında arttırmıştır. Çeşitli üniversite Ar-Ge merkezlerinde ve ilaç Sanayi Ar-Ge laboratuvarlarına çalışmalar sürdürülmektedir. Özellikle son dönem yayınlarda çözümleri biyoteknolojik olabileceğine yönelik birçok yayın mevcuttur.

 

Nadir hasalıklar için Biyoteknolojik yetim ilaçların başında monoklonal antikor teknolojisi ile üretilen brentuximab, inotuzumab, blinatumomab, caplacizumab, burosumab, daratumumab ve obinutuzumab isimli MoAbslar gelmektedir. Ayrıca bazı biyoteknolojik üretimleri mevcut olan aminoasit bazlı enzimlerin kullanılmas ıda bazı nadir hastalıklarda önem kazanmıştır. Örneğin Gaucher hastalığının tedavisinde kullanılan Ceredase bir enzimdir ve bu hastalığın enzim eksikliğinde takviye edici olarak kullanılmaktadır.

Sonuç olarak nadir hastalıklar adı gibi nadir sayıda olmayıp günümüzde yaklıaşık 8000 adet farklı nadir hastalık tanımlanmaktadır. Bu hastalıkların çoğuna hastalar çok genç yaşlarda yakalanmakta ve bu oran günümüzde giderek artmaktadır. Bu bağlamda geliştirilen ilaçlar sadece 300 kadar nadir hastalığın tedavisinde kullanılmakta veya umut ışığı olabilmektedir. Bu nedenle bu hastalıklar üzerinde yoğun bir şekilde tedavilerinin bulunması için araştırılması gereken bir hastalık grubunu oluşturmaktadırlar.