MESLEKTAŞLARIMIZIN YANINDA OLMAYA ÖZEN GÖSTERDİK

0

4 dönemdir Aydın Eczacı Odası Başkanlığını başarı ile yürütmekte olan Ecz. Sefa Karaarslan, “bu zor dönemde meslektaşlarımızın yanında olmaya özen gösterdik” diyerek gündeme dair sorularımızı cevaplandırdı.

Ecz. Sefa Karaarslan Kimdir, kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz? Hangi fakülte mezunusunuz, mesleki geçmişiniz, diğer sosyal faaliyetleriniz?

1972 Aydın doğumluyum. Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesinden mezun oldum. 1996 yılında rahmetli Yıldız Kayıkçıoğlu’ndan devraldığım Koçarlı Eczanesi’nde halkımıza hizmet sunmaya devam ediyorum. Evliyim, yardımcı eczacılık yapan bir oğlum, eczacı olmak hedefiyle üniversite sınavına hazırlanan bir kızım var. Mesleğimi ne kadar sevdiğimi çocuklarımın tercihlerinden anlayabilirsiniz diye düşünüyorum. Gezmeyi, gezerken de o yörenin en özel lezzetlerini keşfetmeyi seviyorum. 2003 yılında Aydın Eczacı Odası Denetleme Kurulu Üyeliği ile başlayan mesleğimize ve meslektaşlarımıza hizmet etme süreci, altı yılı Genel Sekreterlik, 2013 yılından itibaren de Başkanlık olmak üzere aralıksız devam ediyor. Bana bu onuru yaşatan meslektaşlarıma ve birlikte değer ürettiğimiz tüm ekip arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum.

21. Bölge Aydın Eczacı Odası olarak, pandemi sonrası meslektaşların ve Oda’nın yaşadığı sıkıntılar nelerdir? Oda olarak bu sorunların giderilmesi için ne gibi çalışmalarda bulundunuz?

Küresel bir sorun olan Covid-19 pandemisi ülkemizi halen olumsuz şekilde etkilemeye devam ediyor. Mart ayında salgının etkileri ülkemizde hissedilmeye başlayınca hepimiz doğal olarak panikledik. Etkilerini ve ne kadar süreceğini tam olarak bilmediğimiz, kısa süreceğine, virüsün zaman içinde mutasyona uğrayarak bulaşıcılığının ve öldürme kapasitesinin azalacağına dair ümitlerimiz olmakla birlikte, özellikle İspanya ve İtalya’dan gelen, hastane koridorlarına hatta sokaklara taşmış hasta görüntüleri nedeniyle endişemiz katlanarak arttı. Doğal olarak üyelerimizin Odamızdan ve Birliğimizden, sürecin oluşturacağı olumsuz etkilerin hafifletilmesi yönünde beklentileri oluştu. Aydın Eczacı Odası olarak bu süreçte üyelerimizin daima yanında olmayı ve onlara güven vermeyi ilke edindik. Öncelikle mesai saatlerinin kısaltılmasını, eczane çalışma alanının mümkün olduğunca daraltılmasını ve nöbetlerde hastaların eczane içine alınmadan hizmet verilmesini sağladık. Aydın Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerimiz aracılığıyla eczanelerimizin düzenli olarak dezenfeksiyonunu yaptırdık. Eczacılarımızın ve yaptırdığımız tanıtım kartları ile Eczane Teknisyenlerimizin Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından ücretsiz ulaşımını sağladık. Bu zorlu süreçte farklı kurumlar tarafından yapılan haksız ve mesnetsiz denetimlerin, girişimlerimiz sonucu bir kısmının durdurulması, bir kısmının olumsuz etkilerinin azaltılması veya ortadan kaldırılmasını sağlamanın yanında haksız yere verilen para cezası işleminin iptali için gerekli hukuki desteği sağladık. Eczacılarımızın ihtiyacı olabilecek hasta bilgilendirme afişlerini tasarlayıp bastırarak kendilerine ulaştırdık. Koruyucu gözlük ve cerrahi maske temin ettik. Türk Eczacıları Birliği tarafından açıklanan destek paketine ilave olarak biz de Aydın Eczacı Odası olarak bir destek paketi hazırlayıp üyelerimize duyurusunu yaptık. Bunun yanında görsel ve yazılı yerel basında yoğun bir şekilde yer alarak savunuculuk çalışmaları yapmaya önem verdik. Ama bence en önemlisi Korona’ya yakalanan eczacı veya eczacı teknisyenlerimiz olması durumunda, mesul müdür ayarlama, kurumsal iletişim ve süreç yönetimi konularında meslektaşlarımızın yanında olmaya özen gösterdik ve göstermeye devam ediyoruz.

Serbest Eczacı’nın mesleki geleceği açısından, eczanelerin klinik eczane olma konusundaki görüşlerinizi ve bu konudaki TEB’in Rehber Eczanem pilot çalışmaları hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

Eczacılık tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de değişim ve dönüşüme uğruyor. İlaç ve sağlık hizmeti sunumunda eczacılar daha etkin rol almak, birinci basamak sağlık hizmet sunumu noktaları olarak koruyucu sağlık hizmetlerinde birikim ve donanımlarının gereğini yerine getirmek istiyorlar. Nitekim Avrupa ülkelerinde kamu otoriteleri eczacılardan bu yönde destek alıyor ve dahası karşılığında meslek hakkı ödüyor. Avrupalı eczacılar diyabet takibi yaparak, sigara bıraktırma programı uygulayarak, tansiyon takibi yaparak, astım ilaçlarını tarif ederek, eczanede aşı yaparak, uyuşturucu kullananların kullanılmış enjektörlerini değiştirerek, çoklu ilaç kullanan yaşlılara ilaç kullanımında yardımcı olarak, bağımlılık yapıcı bazı ilaçları eczanede hastaya tek tek sunarak, hatta bazı ülkelerde hastayı hekimle görüştürüp, basit hastalıklarda ilacını hemen temin etmesini sağlayarak ve daha başka yollarla meslek hakkı almakta. Ülkemizde de Türk Eczacıları Birliği tarafından başlatılan “Rehber Eczanem” projesi ile eczacıların verdikleri normal ilaç ve sağlık hizmeti sunumu yanında, tansiyon, diyabet ve astımla başlayıp farklı hastalık gruplarında nitelikli sağlık hizmeti sunmaları ve böylelikle hem meslek hakkı almaları hem de halkımızın sağlığına değer katmaları hedefleniyor. Mesleğimizin geleceği adına son derece önemli bir vizyonu yansıtan bu projeye tüm meslektaşlarımızın sahip çıkmasını ve gereken desteği vermesini umuyor ve bekliyorum.

Nüfusa göre yeterli sayıda bulunan eczanelerin yanı sıra, 50’nin üzerinde kurulan eczacılık fakültesinden mezun olan eczacılar hakkında ne düşünüyorsunuz? Yardımcı eczacılık bir çıkış yolu mudur? Yeni mezun eczacılara veya eczacılık mesleğini tercih edecek öğrencilere tavsiyeleriniz nelerdir?

Yeni kurulanlarla sayıları elliyi aşan ve her yıl aldıkları öğrenci sayıları artırılan Eczacılık Fakülteleri nedeniyle yakın süreçte yeni mezun meslektaşlarımızın istihdam sorunu ile karşı karşıya kalacağız. Bunun da ötesinde yeni kurulan birçok Eczacılık Fakültesinde yeterli donanım, laboratuar ve dahası yetkin öğretim kadrosu mevcut değil. Sayıları gittikçe artan ve hiç eczacı öğretim üyesi olmayan Eczacılık Fakültelerinde, Eczacılık meslek derslerini kim ve nasıl verecek? Bu okullardan mezun olan öğrencilerin mesleki donanım ve brikim olarak yeterlilik sorunu, mesleki toplam kaliteye olumsuz etki oluşturmayacak mı? Her ne kadar eczacılık fakültesine girişte taban puan uygulanması talebimiz gerçekleşmiş olsa da mesleğimizin geleceği adına bunun yetersiz olduğunu düşünüyorum. Çözüm aslında belli; Fakültelerin yetersiz olanları kapatılmalı, diğerlerinin kontenjanları düşürülmeli. Ancak yakın vadede bu konuda olumlu bir adım atılmasını maalesef beklemiyorum. Dolayısıyla önümüzdeki yıllarda genç meslektaşlarımızın istihdamı, çözüm üretmemiz gereken konulardan birisi olacak. Bu bağlamda yardımcı eczacılık bir çözüm olmaktan uzak. Bir yıllığına oluşturulan istihdamın bir anlamı yok. Dahası ihtiyacı olmadığı halde meslektaşlarımıza dayatılan yardımcı eczacı çalıştırma zorunluluğu nedeniyle, genç meslektaşlarımızla kendisine yardımcı eczacı atanan meslektaşlarımız arasında yaşanan tatsız durumlara üzülerek şahit oluyoruz. İhtiyacı olmadığı halde kimse istihdam yaratmak ve cebinden altmış bin liraya yakın para ödemek zorunda bırakılmamalıydı. Bunun yerine ikinci eczacı çalıştırmanın farklı şekillerde teşvik edilmesinin daha kalıcı ve somut bir çözüm olacağını düşünüyorum. Yeni iş arkadaşlarımızın eczacı teknisyenlerimiz yanında genç meslektaşlarımız olacağı günler çok uzak değil. Kaldı ki birçok Avrupa ülkesinde bir eczanede birden fazla eczacının çalışması uzun süredir olağan bir durum. Ama genç meslektaşlarımıza öncelikli hedeflerinin bir eczanede ikinci eczacılık olmamasını öneriyorum. İlaç sanayinde ve farklı bürokratik kademelerde nitelikli ve donanımlı eczacılara ihtiyaç olduğunu ve kariyer planlarını buna uygun olarak yapmalarını, en az bir yabancı dili ve bilgisayar programlarını bilen birer dünya vatandaşı olarak kendilerini yetiştirmeleri durumunda önlerinin açık olduğunu bilmelerini istiyorum.