KORONAVİRÜS HAKKINDA BİLDİKLERİMİZ VE BİLMEDİKLERİMİZ

0

Değerli okuyucular bu ayki yazımda sizlerle dünyanın güncel problemi haline gelen koronavirüs, virüsten korunma yolları, tedavi şekilleri ve ilaçlarının geliştirilmesi ve sonrasında dünyadaki öngörülen değişiklikler hakkındaki fikirlerimi sizler paylaşmak istedim.

Virüsler kendiliğinden çoğalma özelliğine sahip, en basit organizmalar olarak bilinmektedir. Sadece genetik yapısını taşıyan ve kodlayan RNA veya DNA denilen molekülleri çevreleyen bir protein tabakasından oluşmakla birlikte Koronavirüs ailesinde olduğu gibi etraflarını saran lipidik yapıdaki bir zarf şeklinde isimlendirilen kılıfla da çevrili bulunabilmektedirler.

Sağlık Bakanlığının kendi resmi sitesinde tanımladığı üzere Koronavirusler (CoV), soğuk algınlığından Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS-CoV) ve Şiddetli Akut Solunum Sendromu (SARS-CoV) gibi daha ciddi hastalıklara kadar çeşitli hastalıklara neden olan büyük bir virüs ailesidir.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından virüsün resmi adı SARS-CoV-2 (Şiddetli Akut Solunum Sendromu-Koronavirus-2) olarak belirlenmiştir. Dünya Sağlık Örgütü virüsün neden olduğu hastalığı tanımlamak için COVID-19 terimini kullanmaktadır.

Şiddetli Akut Solunum Sendromu-Koronavirus-2

Otorite açıklamalarına ve günceli takip ettiğimizde Çin’in Vuhan şehrinde ortaya çıkan ve Covid-19 adı verilen hastalığa yol açan koronavirüs, Antarktika hariç tüm kıtalara yayılmış durumda gözüküyor. Peki korona virüs nasıl yayılıyor. Tabii bunu net bir saptamasının yapılabilmesi için bu hastalıkla mücadele eden başta Çin olmak üzere diğer vakaların sıklıkla görülen ülkelerdeki bilimsel değerlendirme ve verilerinin esas alınması ve bilgi akışının bu şekilde değerlendirilmesi lazımdır. Dünya Sağlık Örgütünün de beyanatında da belirtildiği gibi bulaşının insandan insana aksırma hapşırık ve öksürükle saçılan sıvı zerreciklerin içinde havada belli bir süre taşınarak ve asılı kalarak taşıyıcının ve hastanın bulaştırdığı bilinmektedir. Güncel bilgiler ışığında bu yüzden ilk dikkat edilmesi gereken husus kimin hastalıkla enfekte olduğunu tam bilemediğimiz için konuşma mesafesi olan 2 metre kuralını ihlal etmemek ve eğer muhatap olacaksak çok kısa konuşmaktır. Ülkemizde de maalesef Nisan ayında sayının artması nedeni ile herkesin maske takmasının korunma amaçlı olması açısından önemli olduğu dile getirilmiştir. Bu virüs insandan insana bulaştığı için izolasyon çok önem kazanmaktadır. Dolayısı ile açık havada enkefte edemeyecek insan bulamayan virüsün yaşam dögüsünün çok kısa olduğu özellikle yazın ultraviyole ışık altında ise çok kısa sürede öldüğü bildirilmiştir. Bu nedenle ülkemiz ve dünya için Nisan ve Mayıs ayı çok kritik iki ay olarak telaffuz edilmektedir. Bir diğer önemli huşu hijyendir. Hijyen doğrultusunda dikkat etmemiz gerekenleri sıralayacak olursak;

Hasta olan insanlarla yakın temastan kaçınmak

Gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza yıkanmamış ellerle dokunmaktan kaçınmak

Ellerinizi en az 20 saniye boyunca sabun ve suyla yıkamak ki burada dikkat edeceğimiz en önemli husus ellerimizi yıkarken parmak uçlarını ve aralarını dahil el aya ve sırtlarını etkili bir şekilde yıkamak

Sabun ve su yoksa alkol bazlı el dezenfektanı kullanmak ki yine burda da sadece sürüp ovuşturmak değil etkili şekilde elin her yerine temas edecek şekilde dezenfektanı yayıp ovuşturmak

Maske kullanıldığı durumlarda maskenin burnunuzu ve çenenizin altını kapattığına emin olun

Hapşırırken ve öksürürken mutlaka ağzınızı bir mendille kapatın mendiliniz o sırada mevcut değilse kol içinizle ağzınızı kapatınız ardından mendili çöp kutusuna atın.

Sıklıkla dokunan nesneleri ve yüzeyleri temizleyin ve dezenfekte ediniz.

Koronavirüs ile ilgili etkin bir tedavi yöntemi bulunmamakla birlikte farklı endikasyonları bulunan kinin türevi olsun farklı antiviral kombinasyonları ve AIDS tedavisinde kullanılan ilaç tipleri gibi ilaçlar hastalığın hastadaki seyrine göre doz ve kombinasyonlar şeklinde kullanılabilmektedir.

Virüsün etkisiz kılınması için üç seçenek bulunduğu tartışılmaktadır. Bunlardan birincisi ve virüsün direk kendisi ile ilgili olan virüsün mutasyona uğrayıp MERS ve SARS gibi patojenitesini ve bulaşıcılığının azalması, ikincisi insanlığın bu virüsü geçirip doğal bağışıklık kazanması üçüncüsü ve en olası gözükende sonbahar gibi etkili bir ilaç veya bir ilaç kombinasyonun tedaviye sunulması ve sonrasında da aşının geliştirilmesidir. Bu bağlamda ilaç konusu hakkında yorum yapacak olursak antiviral ilaçlar yanında virüsün genetik şifresini bozmaya ve replikasyonunu ve işlevini ortadan tamamen veya kısmen kaldırmaya yönelik biyoteknolojik ilaçlarında geliştirilmesinin olası olduğunu düşünmekteyim. Zira birçok laboratuvarda virüsün genetik yapısı üzerine araştırmalar hem ilaç hem de aşı geliştirilmesi için hummalı bir şekilde sürdürülmektedir.

Kısa zamanda bu süreci atlatarak güzel günlerde görüşmek üzere

Sağlıcakla kalınız…