İstanbul Eczacı Odası

0
2621

İstanbul Eczacı Odası Başkanı Ecz. Zafer Cenap Sarıalioğlu, internetin ticareti yeniden şekillendirdiğini belirterek, “Global şirketler sürekli ilaca sahip olma çabası içindeler. İlacın yeri e-marketler değil, eczanelerdir. İlacı postacı değil, eczacı hastaya ulaştırır. Biz eczacılar mesleğimizi hedef alan bu girişimlere karşı hep tetikte olmalı ve örgütlülüğümüzden taviz vermeden ‘dur’ demeliyiz.” dedi.

İstanbul Eczacı Odası Başkanı Ecz. Zafer Cenap Sarıalioğlu ile röportaj gerçekleştirdik. Sarıalioğlu sorularımızı cevapladı.İstanbul Eczacı Odası olarak yaptığınız ve yapacağınız faaliyetlerden kısaca bahseder misiniz?

Biz İstanbul Eczacı Odası’nın yenilenen kadroları olarak, güçlü ve örgütlü bir İstanbul Eczacı Odası ve Türk Eczacıları Birliği yönetimi oluşturmak üzere yola çıktık. Mesleğimizi ileriye taşımanın yolunun katılımcı, şeffaf ve çözüm odaklı bir yönetim anlayışından geçtiğini ön planda tutarak, meslektaşlarımızla güven ve aidiyet temelinde bir araya geldik.

Türk Eczacıları Birliği ile tesis ettiğimiz ilişkilerin ve sağlanan güç birliğinin mesleğimiz adına olumlu sonuçlar doğurduğuna hep birlikte şahit olduk.  

Ekibimizin özverili çalışmaları, yoğun emekleri ve örgütsel dinamizmin etkisiyle önemli çalışmalar gerçekleştirdik. Örneğin kan ürünü dağıtım sistemlerini şeffaflaştırdık. Anti-TNF, organ nakli ve talasemi reçetelerinin katılım paylarını kaldırarak meslektaşlarımızın ekonomisine katkı sağladık. Bölge temsilcilerimizin seçimle belirlenmesi uygulamasını başlattık. İstanbul’da 57 devlet, eğitim ve araştırma hastanesine nöbet ekranları kurduk. Bakırköy ve Beşiktaş Belediyeleri Halk Eczanelerini atık ilaç toplama merkezine dönüştürdük. Mesul Müdür Havuzu projemizi hayata geçirdik. Gençlik Meclisi’ni kurarak İstanbul’daki Eczacılık Fakültesi öğrencilerinin Odamızı tanımasını ve Odamızın faaliyetlerinde yer almasını sağladık. Türkiye’deki tüm meslektaşlarımızın katılımına açık online eğitimler düzenledik. İEO Akademi projemizi hayata geçirerek İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde 8 modülden oluşan eğitim dizisi gerçekleştirdik. 

İEO Yönetim Kurulu olarak bir yandan mesleki sorunlarla boğuşurken, bir yandan da sosyal sorumluluk projelerine önem veriyoruz. Odamız, Pendik Kurtköy’de bulunan Aşık Şenlik Ortaokulu’na fen laboratuvarı yaptı. Şişli Fuat Soylu İlkokulu’na Atatürk büstü ve Atatürk köşesi kazandırdı. İstanbul eczacıları olarak Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV) tarafından inşa edilen II. Aile Evi’ndeki bir odanın yapımını üstlendik.  Şu günlerde ise Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ile yürüttüğümüz proje çerçevesinde  ülkemizin 7 bölgesinde bulunan 7 ilkokul ve ortaokula kütüphane kazandırıyoruz. 

Mesleğimizin pek çok alanına ilişkin projelerimiz ve çalışmalarımız devam ediyor. Özetle belirtecek olursak, KKİ uygulamayan firmalara dair SGK nezdinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz, eczane dışı ilaç satışı yapan firmalarla ilgili mücadelemiz devam ediyor, muvazaa ile mücadelede 3. kişilerin de cezai yaptırıma maruz kalmalarını sağlayacak hukuki düzenleme çalışmaları da yapıyoruz.

Eczacıları ve hastaları zor duruma düşüren ilaç yokluğu sıkıntısı hakkında siz neler düşünüyorsunuz? Yeni belirlenen döviz kuru bu sorunu tamamen çözdü diyebilir miyiz? Önerebileceğiniz alternatif bir sistem var mıdır?

Maalesef 3 yıldır süren “yok ilaç” sorunu, özellikle Ağustos 2018 döneminde yaşanan döviz krizinin ardından had safhaya ulaştı. Eczacıların stok yaptığı iddiasını asla kabul etmiyoruz. Biz eczacılar bu süreçte hastalarımızın mağdur olmaması için çok çaba sarf ettik. Kendi eczanelerimizde bulunmayan ilaçları, çevremizdeki eczacı arkadaşlarımızda olup olmadığını araştırarak hastalarımıza yardımcı olmaya çalıştık.  Daha önce 2.69 TL olan ilaç euro kuru şimdi 3.40 TL’ye yükseldi. Bu sorunun tamamen sona ermesi isteniyorsa Sağlık Bakanlığı ilaç euro kurunu  yılda bir kez belirlemekten vazgeçmeli, yıl içinde 4-5 kez küçük güncellemeler yaparak, sorunun bu boyutlara taşınmasına engel olmalıdır. Ayrıca ilaç euro kuru güncel euro kuru arasında büyük bir uçurum olmamalıdır. En önemli nokta ise ithal ilaca bağımlılık sona erdirilmelidir. 

Eczacının ilaçtaki karlılığının azalması ve eczane genel gider maliyetlerinin artması eczacıyı olumsuz etkiliyor. Reçete başına alınan ücretler bu konuda eczacıları rahatlatıyor mu? Sizce eczacının karlılığının artırılması için neler yapılmalı? 

Eczacılar, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın yıkıcı etkisini en çok hisseden meslek grubu oldu. Eczane gelirlerinin azaldığı, giderlerinin arttığı bu dönemde pek çok meslektaşımız borç-kredi sarmalı dolayısıyla eczanesini kapatmak zorunda kaldı ve halen kalıyor.

Devletimiz bu konudaki isyanımıza artık kulak vermelidir: Sağlıklı bir eczacılık hizmetinin verilebilmesi için eczacı üzerindeki ekonomik baskının kaldırılması gerekmektedir.

Enflasyonun öngörülemez bir şekilde arttığı bu süreçte reçete başına alınan ücretler elbette yeterli değildir. Şu sıralar gündemimizde SGK protokol revizyon görüşmeleri var. SGK ile yapacağımız görüşmelerde hedefimiz her kademedeki meslektaşımıza ekonomik katkı sağlayan bir protokole imza atmak olacaktır. 

Ayrıca Rehber Eczanem Programını da eczacı meslek hakkına giden yolda çok önemli bir adım olarak görüyoruz. Meslek hakkının verilmesi ve reçete hizmet bedellerinin makul seviyelere çıkarılması biz eczacılara rahat bir nefes aldıracaktır.

Firmaların ürünlerini eczane dışında farklı satış kanallarında herhangi bir danışmanlık hizmeti olmadan satışa sunmaları hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Türkiye’de halkın sağlık okuryazarlığı ilkokul 2 düzeyinde. Gıda takviyesi ya da ilaçların bilinçsiz kullanımı insan sağlığını olumsuz yönde etkiliyor, hatta bazı durumlarda telafisi mümkün olamayan sağlık problemlerine yol açabilecek ciddi sorunlar doğurabiliyor. Devletimiz halkın sağlığını ilgilendiren her türlü ürünün, kamu ve hasta yararı gözetilerek eczacının denetiminde hastaya sunulmasını sağlayacak düzenlemeler yapmalıdır. 

Eczane dışında satılan ürünler aynı zamanda sahteciliğe açıktır. Halkın sağlığı önceleniyorsa herhangi bir yasal boşluk bırakılmamalı, fırsatçıların önü kesilmelidir. İlaç formlu gıda desteği ürünlerin marketlerde, aktarlarda ve benzeri yerler ile internet üzerinden satışı yasaklanmalıdır.

Eczacılık sektöründe her ay farklı bir konu gündem yaratıyor. Sizce ileriki dönemlerde eczacıları neler bekliyor? 

Dünyada ilaç pazarının büyüklüğü 1.1 trilyon dolara ulaşmış durumda. Bu devasa rakam pek çok global şirketi yeni arayışlara itiyor. İnternetin ticareti yeniden şekillendirdiği bu süreçte biz eczacıları devre dışı bırakmak isteyen pek çok girişime şahit oluyoruz. Global şirketler sürekli ilaca sahip olma çabası içindeler. İlacın yeri e-marketler değil, eczanelerdir. İlacı postacı değil, eczacı hastaya ulaştırır. Biz eczacılar mesleğimizi hedef alan bu girişimlere karşı hep tetikte olmalı ve örgütlülüğümüzden taviz vermeden ‘dur’ demeliyiz.    

Türk Eczacıları Birliği’nin Rehber Eczanem uygulaması  ile ilgili neler düşünüyorsunuz?

Rehber Eczanem Programı’nın hedefi; eczacılık hizmetlerinde sürekli mesleki gelişim ve hizmet sunumunda kaliteye odaklanmak sureti ile eczacılarımızın sağlık sistemi içerisinde doğru ve etkin bir şekilde konumlandırılmasına destek olmaktır. İstanbul Eczacı Odası olarak Rehber Eczanem Programı’nı çok önemsiyoruz. 

2016 yılında “Astım/KOAH”, 2017-2018 yıllarında “Diyabet” modülleri eğitimlerini gerçekleştirdik ve İstanbul’da 1000’in üzerinde meslektaşımızın bu eğitimlerden yararlanmasını sağladık. Şu günlerde ise  “Farmasötik Bakım” ve “Hipertansiyon” konulu üçüncü modül eğitimlerini gerçekleştiriyoruz. 

Tüm Türkiye’den bugüne kadar 5547 meslektaşımız programa katılım sağladı. Programın ilk sonuçları, hastaların yanlış ilaç kullanımını azalttığını gösteriyor. Örneğin rehber eczanelere en az iki ziyaret yapan 313 astım hastasının birinci ve ikinci ziyaretleri arasında yapılan analize göre, kurtarıcı astım ilacının kullanımı yüzde 34 azalmış durumda. Hastaların yüzde 44’ünün astıma bağlı şikayetlerinde azalma gerçekleşti. Hastaların yüzde 40’ı ilaçlarını doğru kullanamazken, rehber eczacılar ile bu oran yüzde 9’a geriledi. 

Rehber Eczanem Programını, biz eczacıları meslek hakkına yaklaştıran önemli bir adım olarak görüyoruz. Rehber Eczanem Programı’nın sonucunda kamuya sağlanacak fayda ile az önce bahsettiğimiz eczane ekonomilerinin daralması konusunda bir çıkış sağlanabileceğine, meslek hakkı ile bir çözüm üretilebileceğine inanıyoruz. 

Tebemtol ürünü hakkında neler düşünüyorsunuz? TEB’in bu projesini başarılı buluyor musunuz?

Bildiğiniz üzere bir ilaç firmasının pişik kremlerini bebek mağazasında satmaya başlamasının ardından meslektaşlarımız firmaya yoğun tepki gösterdiler. İşte bu süreçte Tebemtol markalı ilk ürün eczanelerimizde yer almaya başladı. TEB’in bu projesini destekliyoruz ve meslektaşlarımızın kendi ürünleri olan Tebemtol’a sahip çıkacağına inanıyoruz. Eczane dışına çıkarılmak istenen benzer ürünlerle karşılaşmak istemiyorsak Tebemtol’e sahip çıkmak tüm meslektaşlarımızın görevidir. 

İstanbul Eczacı Odası’nın TEB’den, firmalardan, eczacılardan ve kamudan beklentileri nelerdir? Eczacı dergisi aracılığıyla neler söylemek istersiniz?

Biz eczacılar ilacın gerçek sahipleriyiz. Meslektaşlarımız, Eczacı Odalarımız ve TEB olarak bizler, bunun vazgeçilmez bir hak olduğuna dair mücadeleyi ne olursa olsun yürütmekle mükellefiz.  Firmalar ve kamudan beklentimiz eczacıyı yok sayan arayışlar içerisinde olunmaması yönündedir. Sağlık sisteminin en önemli bileşenlerinden olan biz eczacıların sağlıklı hizmet verebilmesi için ekonomik sorunların çözüme kavuşması gerekmektedir. Ayrıca kamu, biz eczacıları gereksiz bürokrasiye boğmamalı, sahte reçete sorununu çözmelidir. Biz sadece eczacılık yapmak istiyoruz. Bizler halk sağlığı için varız ve var olmaya devam edeceğiz. 

İstanbul Eczacı Odası

CEVAP YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz