HİPERPİGMENTASYON

0

Kutanöz renk değişikliği bozuklukları, melanotik kökenli kromoforlarda (hiperpigmentasyon) bir artış ve/ veya melanotik olmayan kromoforlarda (hiperkromiler) bir artış ile karakterize
edilen geniş bir cilt hastalığı grubunu içerir. Hiperpigmentasyon, genellikle epidermis ve/
veya dermiste artan melanin (hipermelanoz) birikimine bağlı olarak cildin doğal renginde
koyulaşma veya artıştır. Daha az sıklıkla, hemosiderin, demir veya ağır metaller gibi endojen veya eksojen pigmentlerin dermiste birikmesinden kaynaklanabilir.

Hiperpigmentasyon zararlı olmasa da, mevcut tedavilerin sınırlı etkinliği nedeniyle önemli
kozmetik şekil bozukluğuna neden olabilir ve hasta için kalıcı bir psikososyal sorun haline
gelebilir.

Cilt rengi:

İnsan derisinin rengi esas olarak iki tür melanin tarafından belirlenir:

• Siyah-kahverengi eumelanin

• Sarı-kırmızı feomelanin.

• Diğer önemli belirleyiciler kılcal kan akışı, kromoforlar (örn. karoten veya likopen) ve
dermisin kolajen içeriğidir.

Eumelanin ve feomelanin tüm cilt renklerindeki bireylerde bulunur, ancak oranları oldukça değişkendir ve cildin tonunu belirler. Melanositler ve keratinositler içindeki melanozomların sayısı, boyutu ve kümelenmesindeki farklılıklar cilt rengindeki etnik farklılıklara katkıda bulunur. Koyu pigmentli cilt, daha yüksek melanin içeriğine, daha yüksek eumelanin-feomelanin oranına, daha büyük melanozomlara ve keratinositlerde daha yavaş melanozom yıkımına sahiptir. Tüm faktörler kişinin cilt rengini oluşturur.

Hipermelanoz:

Cilt hiperpigmentasyonu, çoğu durumda, epidermis ve/veya dermiste artan biyosentez
ve melanin birikiminden kaynaklanır. Epidermal hipermelanoz, artan melanin üretimine
bağlı olarak cildin bazal ve suprabazal katmanlarındaki melanin fazlalığından kaynaklanır. Bu anormallikler hem edinilmiş hem de genetik faktörlere bağlı olabilir. Normal dermis melanin içermez. Dermal hipermelanoz çeşitli mekanizmalarla gelişebilir:

• Melaninin epidermisten dermise transferi ve melanofajlarda birikmesi. Bu süreç yaygın olarak bazal tabaka ve/veya dermoepidermal bileşke hasarını içeren inflamatuar deri hastalıklarında gözlenir.

• Ektopik dermal melanositler tarafından melanin üretimi.

• Melanin’in dermiste biriken eksojen pigmentlere bağlanması.

Diğer pigmentler:

Deri hiperpigmentasyonu, hemosiderin, demir veya ağır metaller gibi endojen veya eksojen pigmentlerin dermiste birikmesinden kaynaklanabilir. Dermiste tekrarlayan kırmızı kan hücrelerinin ekstravazasyonu hemosiderin birikmesine yol açarak cildin kırmızı-kahverengi bir renk değişikliğine neden olur. Dermal hipermelanozu taklit eden dermal hiperpigmentasyon, ağır metallere (örn., gümüş, altın, cıva) topikal veya sistemik maruziyetten kaynaklanabilir. Demir gibi bazı metaller de hemokromatozlu hastalarda gözlendiği gibi melanogenezi uyarabilir.

Hiperpigmentasyon bozukluğu olan hastaların değerlendirilmesinde faydalı olabilecek sorular:

• Bozukluk doğuştan mı yoksa sonradan mı?

• Pigmentasyon lokalize mi yoksa yaygın mı?

• Pigmentasyonun sınıları belirli mi?

• Pigmentasyonun bir modeli var mı (örn. lineer, retiküler)?

• Pigmentasyon, iltihaplanma ve/veya önceki deri yaralanması ile ilişkili mi?

• Pigmentasyon stabil mi, ilerliyor mu yoksa geriliyor mu?

• Hastanın eşlik eden sistemik hastalıkları var mı?

• Hastanın yeni bir ilaca maruz kalma öyküsü var mı?

Hiperpigmentasyon birçok hastalığın bulgusu olabilir. Hiperpigmentasyon bozukluğu olan tüm hastalarda görünür ışık ve Wood ışığı altında tam bir cilt muayenesi yapılmalıdır. Bu nedenle hiperpigmentasyon sorunu olan hastalar dermatolog kontrolünden geçmeleri çok
önemlidir. Wood’un ışığı, pigment birikiminin ağırlıklı olarak epidermal, dermal veya karışık
olup olmadığını belirlemede yardımcı olabilir.

Melazma:

Melazma, yüzün tipik olarak güneşe maruz kalan bölgelerini etkileyen edinilmiş bir deri hiperpigmentasyonudur. Yoğun ultraviyole (UV) radyasyona maruz kalan bölgelerde yaşayan koyu pigmentli cilde sahip kadın bireylerde en yaygın olarak görülür. Melazma tedavisinde ilk yöntem güneşten korumadır. Hastanın güne koruma faktörü (SPF) 50 veya daha yüksek olan geniş spektrumlu bir güneş kremini günlük olarak kullanılması önerilir. Sabahları yeterli miktarda güneş kremi sürülmeli ve açık havadayken 2-3 saatte bir tekrar
uygulanmalıdır.

• Fas’ta yapılan bir çalışmada, ilk üç aylık gebelik dönemindeki 185 hamile kadından
iki saatte bir güneş koruyucu kullanmaları istendi. Bu bölgede kadınların %53’ü gebelik
döneminde melazma problemi yaşamaktadır. Ancak çalışmaya katılan kadınların sadece
%2,7 yeni başlangıçlı melazma gelişti. Bu nedenle güneşten uygun korunma ile melazma problemi önlenebilir. Aynı zamanda bu çalışmada önceden melazma problemi yaşayan 12 kadından 8’inin melazma sorunu güneş koruyucu sayesinde düzelmiştir.

Renkli (Tinted) güneş koruyucu mu? Renksiz mi?

Demir oksit, renkli güneş kremlerinde ve renkli topikal ürünlerde ve kozmetiklerde kullanılan başlıca pigmenttir. %3’ün üzerindeki konsantrasyonlarda demir oksit içeren güneş
koruyucular pigmentasyon için daha koruyucu bulunmuştur. 8 haftalık bir çalışmada,
depigmentasyon tedavisi alan renkli (demir oksit içeren) ve renksiz güneş koruyucu
kullanan hastalarda renkli ürün kullanan hastaların tedaviye daha iyi yanıt verdiği bulunmuştur.

Güneş koruyucu tedavisinden sonra hastalara birinci basamak tedavi olarak %4 hidrokinon
kremi önerilir. Hidrokinon, etkilenen bölgelere 2-4 ay (maksimum 6 aya kadar) günde bir
veya iki kez uygulanabilir, ardından altı ay veya daha uzun süre bakım tedavisi yapılabilir.
Azelaik asit, kojik asit veya niasinamid gibi cilt aydınlatıcılar, tek başına veya kombinasyon
halinde, özellikle hidrokinona tolerans göstermeyen veya alerjisi olduğu gösterilen hastalarda alternatif birinci basamak tedaviler olarak kullanılabilir. Orta ila şiddetli melazması olan hastalar için, başlangıç tedavisi olarak fluosinolon, hidrokinon ve tretinoin üçlü kombinasyon kremi tercih edilir. Hidrokinon ve tretinoin hamile, emziren kadınlarda ve alerjisi olan hastalarda kontrendikedir.

Melazma tedavisinde yaygın olarak kullanılan yüzeysel kimyasal peelingler arasında glikolik
asit, diğer alfa-hidroksi asitler, salisilik asit, Jessner’s peel ve trikloroasetik asit bulunur.
2-4 haftalık aralıklarla uygulanan birkaç seans (yaklaşık beş ila altı), düzenli hidrokinon veya hidrokinon olmayan aydınlatma ajanlarının kullanımına ek olarak kullanılabilir.

Lazerler ve ışık tedavileri, topikal tedavilerin ve genellikle kimyasal peelinglerin yeterli
iyileşme sağlayamadığı hastalar için uygun olan melazma için üçüncü basamak tedavilerdir.
Lazerler ve ışık kaynakları, postinflamatuar hiperpigmentasyon riskinden dolayı koyu tenli
kişilerde büyük özen ve dikkatle kullanılmalıdır.

Eczacıların en önemli görevlerinden birisi koruyucu sağlık hizmeti sağlamaktır. Bu nedenle eczacıların, özellikle gebelik döneminde olanlar, hiperpigmentasyona yatkın bireylerde, tüm mevsimlerde uygun güneş koruyucu kullanımını destekleyerek melazma gibi güneş kaynaklı lekelenmelerin önüne geçilebilir. Güneş lekesi olan bireylerin birinci basamak tedavisine destek olmak adına uygun güneş koruyucu ürünü önermek ve doktora yönlendirmek, hastanın var olan leke sorununun çözülmesine katkı sağlayacaktır.

Kaynaklar:

1. Lakhdar H, Zouhair K, Khadir K, et al. Evaluation of the effectiveness of a broadspectrum sunscreen in the prevention of chloasma in pregnant women. J Eur AcadDermatol Venereol. 2007;21(6):738-742.

2. Castanedo-Cazares JP, Hernandez-Blanco  D, Carlos-Ortega B, Fuentes-Ahumada C,
Torres-Álvarez B. Near-visible light and UV photoprotection in the treatment of melasma: a double-blind randomized trial. Photodermatol Photoimmunol Photomed. 2014;30(1):35-42.