Devrilmeden, Evrilebilecek miyiz?

0

Uzun süredir sayfamda inatla klinik eczacılık konusunu işlemekteyim. Ve inancım odur ki gelecekte eczane eczacıları bu sertifikaya sahip olmadan eczane açamayacaklardır. Geçen gün değerli hocam Prof. Dr. Levent Üstünes’den aldığım iki adet ‘yeni dünyada eğitim nasıl olacaktır’ videosunu seyrettikten sonra da anladım ki, eczacılığın devrilmeyip evrilmesi için klinik seviyesinin derhal ülkemizde de tatbik edilir hale gelmesi gerekmektedir. Yoksa hepimizin şahit olduğu gibi yakında diplomalı ilaç marketi sahipleri olmaktan öteye geçemeyeceğiz. Biz bu konuları daha tartışmaya bile açmadan, eğitimdeki önemini hala farkına bile varmadan dünya yıllardır bu konuda ciddi ilerledi.

 

Geçen gün Kanadalı bir klinik eczacının mektubunu okuduğumda insanların bu konuda bile ortaya çıkan eksikleri ciddi bir şekilde tartıştığına şahit oldum. Özellikle sağlık personeli arasındaki iletişime vurgu yaparak bunun eksikliğinin halkın sağlığı açısından (konulara hakim bile olunsa) ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. Bu mektubu yazan kişinin 20 yıldır klinik eczacılık yapmakta olduğunu da ilave etmeliyim.

 

Sağlık sisteminde (doktor, eczacı, hemşire üçgeninde), yeterli iletişim sağlanıyor mu? Görevlerimizi hakkıyla yerine getirebiliyor muyuz? Yoksa tedavi unsurunda yeni disiplinlere mi ihtiyaç var diye bir sorgulama içine girmiş Kanadalı klinik eczacımız.

Tabi bunun bir de hasta tarafından değerlendirilen yönü var ki en önemlisi de bu. Hastalar sağlık sisteminde bu üç sağlık personelinin konumlarını doğru değerlendirebiliyorlar mı? Bu makalede en çok önem arz eden konunun bu olduğu dile getirilmektedir.

Sağlık sistemi bir bütündür bunu sağlayamadığımız oranda bütçe açısından da büyük kayıplara uğrayacağımız açıktır.

Çocukluğumda babamların eczacılık döneminde doktor eczacı sıkı iş birliğinin ne kadar önemli bir işlevi olduğuna yakından şahit olmuştum. Bugün bu iş birliğinin tamamen yok olmuş olması büyük bir eksikliktir.

Her türlü zorluğa rağmen klinik eczacılık 20 senede ciddi bir aşama kaydetmiş ve eczacılar bu seviyede, halk sağlığı sisteminin esas aktörlerinden biri olarak kabul görmüşler. Çünkü üniform bir klinik eczacı çalışması ortaya koyup sistematik bir şekilde uygulamışlar. Bu, olmaz ise mesleğimizin gerçek potansiyeli gerçekleşemez denilmektedir.

Biz daha başlamadık. Hatta adı dışında adım bile atamadık ve yepyeni bir anlayışa doğru giden bir dünyada yaşıyoruz.

Pandemi hepimiz için kötü oldu ama burada en hızlı hareket etmesi gerekenlerin sağlık sınıfı olduğu açık. Bunu öncelikle fakültelerimizin iyi değerlendirmeleri gerek artık yeni bir ecacıya ihtiyaç var.