Çukurova’nın Eczacı Okulu: Mustafa Rıfat Gülek (1872-1949)

0

Eczacı dergisinin kasım ayı sayısında İzmirli Eczacı Kemâl Kâmil Aktaş’tan bahsetmiştim. Bu sayıda da Osmanlı’nın ve cumhuriyet Türkiye’sinin en önemli şehirlerinden biri olan Adana’ya selam verelim istedim.

Mustafa Rıfat Gülek, 1872 yılında Adana’da dünya gelmiştir. 1890’lı yıllarda yaklaşık 60 bin nüfusa sahip Adana’da altı eczane bulunmaktaydı. Gülek, Ağabeyi Tevfik Efendi’nin isteği üzerine Adana’daki Ermeni Eczacı Kiriyakos/Kriyakos (Κυριάκος)’un yanında çıraklığa başlamış bir yandan da idadîye (lise) devam etmiştir. Lise eğitimini Adana’da tamamlayan Mustafa Rıfat Bey, eczacı olma isteğiyle İstanbul’a gelmiş ve Mekteb-i Tıbbîye-i Mülkiye’nin eczacı sınıfına kaydını yaptırmıştır. 1900 yılında eczacı sınıfından birincilikle mezun olmuş ve aynı yıl kimyagerlik şehadetnamesi (sertifika) almak için Askeri Kimyahaneye de devam etmiştir. 1902 yılında elinde eczacı ve kimyagerlik diplomalarıyla Adana’ya geri döner dönmez Seyhan ilçesinde Mustafa Rıfat isimli eczaneyi açmıştır. Şehirdeki eczacıların Türk ve Müslüman olmayışı Mustafa Rıfat Bey’i oldukça rahatsız etmiş ve bir an evvel Adana’da Müslüman Türklere ait eczane sayısını artırmak için kolları sıvamıştır. Eczanesine sadece Adana’dan değil civar şehirlerden de çıraklar alarak onları yetiştirmiş ardından yetiştirdiği çırakları İstanbul’a, Eczacı Mektebi’ne göndererek eczacılık diplomalarını almalarını sağlamıştır.

Eczaneyi açtıktan kısa bir süre sonra karşı dükkâna da bir kimya laboratuvarı açmıştır. Bu laboratuvarda birçok tahliller yapmış, Adana ve civar şehirlere hizmet etmiştir. I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte Çanakkale Cephesi’nde hidrofil pamuk ihtiyacı baş göstermiştir. Bunun üzerine İstanbul’dan Hocası Ahmet Nüzhet Bey, Mustafa Rıfat Bey’e bir mektup göndererek cephede hidrofil pamuk olduğunu yazmış ve Adana’dan pamuk göndermesini istemiştir. Mektubun üzerine Mustafa Rıfat Bey, daha sonra mektebe göndererek eczacı olmasını sağladığı Basri Aksoy ile birlikte hidrofil pamuk üretimine başlamıştır. Bir haftalık denemeden sonra ürettiği numuneleri İstanbul Sıhhat Müdürlüğü’ne göndermiş ve kodekse uygunluğu tespit edilmiş ve ruhsatname verilmiştir. Aldığı bu ruhsat ile birlikte valiliğe müracaat ederek gerekli malzemelerin kendisine verildiği takdirde ücretsiz olarak hidrofil pamuk üreteceğini iletmiştir. Bu talep karşılık bulur ve hidrofil pamuk üretimine başlanır. 100 kiloluk balyalar halinde Çanakkale Cephesi’ne hidrofil pamuk ve sargı bezi gönderilir. Adana’da yapılan bu hidrofil pamuk ve sargı bezi üretimi günlük 50 kilo pamuk hidrofil edilerek altı ay boyunca devam etmiştir. Adana’da Türk ve Müslüman eczacı yetiştirmenin yanında vatanı için cepheye malzeme tedarikiyle bir vatan hizmeti daha yapmıştır.

Bulgarların harbe dâhil olmasıyla hidrofil pamuk ihtiyacı ortadan kalkmış ve bu üretim durdurulmuştur. Bunun üzerine Mustafa Rıfat Bey, çocuklarının eğitimi için İstanbul’a gitmiştir. Mütareke döneminde İstanbul’da Kilikya’yı Kurtarma Cemiyeti’nde görev almıştır.

Adana’nın işgalden kurtulmasından sonra geri dönmüş ve hem eczanesinde hem de kimya laboratuvarında hizmet etmeye eczacı ve kimyacı yetiştirmeye devam etmiştir. 47 yıl boyunca fiili olarak idare ettiği eczanesinden 5 eczacı yetiştirmiş ve Adana’da eczane açmalarını sağlamıştır.

Eczacı yetiştirmek, yetimlere yardım etmek, belediye meclis başkanlığı, daimi encümen üyeliği gibi birçok vazifeyi yerine getiren Mustafa Rıfat Bey kan kuvvet şurubu olan Hemo-Forcini isimli ilacın üretimini de yapmıştır.

İlk olarak Seyhan’da açtığı eczanesini yol genişletme çalışmalarımdan dolayı yer değiştirmek zorundan kalmış ve köprübaşına taşımıştır. 1932 yılında Abidinpaşa Caddesi’ndeki yerine geçmiştir.

1942 yılı mezunlarından olan Mahmure Talay, Eczacı Ahmet Eskikaya’nın askere gitmesi üzerine Mustafa Rıfat Eczanesi’ne mesul müdür olarak işe başlamış ve 1949 yılından Mustafa Rıfat Bey’in