COVID-19 ve Vitaminler

0

Aralık aynın sonunda Çin de başlayan salgın etkisini tüm Dünya’da devam ettiriyor. Yaz aylarında azalan vakalar hepimizi bir nebze rahatlatmış olsa da Avrupa’da ve ülkemizde hızla artan vakalar önümüzdeki ayların hepimiz için zor geçeceğini gösteriyor. İspanya ve Fransa ikinci dalganın etkisi altında, günlük vaka sayıları 6000-7000 civarında seyrediyor. Ülkemiz ise ikinci dalganın maalesef eşiğinde. Vaka sayılarının tekrar artması ile korunma önlemlerinin önemi tekrardan artıyor. El hijyeni, maske takma, sosyal izolasyonun önemini tartışmaya gerek yok, ancak COVID-19 yoğun olduğu bu dönemlerde hangi takviyeleri kullanmamız gerektiği konusunda birçok tartışma mevcuttur. Bu ay bilimsel boyutu ile hangi takviyelerin gerekli olduğu konuşalım.

 

A vitamini:

COVID-19 tedavisinde A vitamininin kullanımına ilişkin mevcut veri olmamasına rağmen, A vitamini uzun süredir kızamık tedavisinde yardımcı tedavi olarak kullanılmaktadır ve kullanımı kızamık ilişkili pnömonide morbidite ve mortalitede azalma ile ilişkilendirilmiştir. A vitamini eksikliği, humoral ve hücre aracılı bağışıklığın bozulması ile ilişkili olabilir ve hafif A vitamini eksikliği bile kızamık ve diğer viral solunum yolu enfeksiyonlarından kaynaklanan morbiditenin artmasına neden olabilir1. Ancak COVID-19 karşı koruyucu bir etkisi olup olmadığı bilinmemektedir.

 

B1 vitamini (Tiamin):

Tiamin bağışıklık sistemi işlevini iyileştirebildiği ve tip-2 diyabet, kardiyovasküler hastalık, yaşlanmaya bağlı bozukluklar, böbrek hastalığı, kanser, zihinsel bozukluklar ve nörodejeneratif bozukluk riskini azalttığı gösterilmiştir2. Tiamin eksikliği kardiyovasküler sistemi etkiler, nöroinflamasyona neden olur, inflamasyonu artırır ve anormal antikor yanıtlarına yol açar. SARS-CoV-2 virüsünü ortadan kaldırmak için antikorlar ve en önemlisi T hücreleri gerekli olduğundan, tiamin eksikliği potansiyel olarak yetersiz antikor yanıtlarına ve ardından daha şiddetli semptomlara neden olabilir. Bu nedenle, yeterli tiamin seviyelerinin SARS-CoV-2 enfeksiyonu sırasında uygun bağışıklık tepkilerine yardımcı olması muhtemeldir. Ek olarak, COVID-19 semptomları, yüksek irtifa hastalığında gelişen akciğer ödemine çok benzerdir. Tiamin ayrıca bir karbonik anhidraz izoenzim inhibitörü olarak işlev görerek yüksek irtifa hastalığında olduğu gibi, COVID-19’un erken aşamalarında hipoksiyi potansiyel olarak sınırlayabilir ve hastanede kalmayı azaltabilir. B1 vitaminin COVID-19 hastalarının tedavisine katkıda bulunup bulunmadığını belirlemek için daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir.

 

B2 Vitamini (Riboflavin):

UV ışığı ile birlikte riboflavin, DNA ve RNA gibi nükleik asitlerde geri dönüşü olmayan hasara neden olarak mikrobiyal patojenlerin kopyalanmasını engeller. Riboflavin ve UV ışığının MERS-CoV virüsüne karşı etkili olduğu daha önceki çalışmalarda gösterildi, bu durum SARS-CoV-2’ye karşı faydalı olabileceğini düşündürdü2. Riboflavin-UV, SARS-CoV-2’nin bulaşıcı titresini insan kanında ve plazma ve trombosit ürünlerinde tespit sınırının altına düşürmüştür. Bu durum COVID-19’un transfüzyonla bulaşma riskinin bir kısmını hafifletebilir ve kritik derecede hasta COVID-19 hastaları için kan ürünlerindeki diğer patojenleri azaltabilir.

 

B3 Vitamini (Nikotinamid, Niasin):

Niasin, kronik sistemik inflamasyon sırasında hayati önem taşıyan NAD ve NADP’nin bir yapı taşı görevi görür. NAD+, çeşitli metabolik yolaklarda bir koenzim görevi görür ve artan seviyeleri, çok çeşitli patofizyolojik koşulları tedavi etmek için gereklidir. NAD+, inflamasyonun erken aşamalarında salınır ve proinflamatuar sitokinleri, IL-1β, IL-6 ve TNF-α’yı azalttığı bilinen immünomodülatör özelliklere sahiptir3. Son kanıtlar, IL-6’nın azaltılmasının COVID-19 hastalarında inflamatuar fırtınayı kontrol etmeye yardımcı olabileceğini göstermektedir. Bu nedenle IL-6 yükselten sambucus nigra (kara mürver) gibi takviyelerin bu dönemde kullanılması önerilmez. Hasta olmadan önce kullanmak, hasta olunca bırakmak gibi bir mantık çok doğru değildir. Sambucusun IL-6 düzeyinde yaptığı artış etkisinin ilacın bırakılması ile ne kadar süre içerisinde normale döneceği ile ilgili net bilimsel veriler yoktur4. Ayrıca, niasin, nötrofil infiltrasyonunu azaltır ve ventilatör kaynaklı akciğer hasarı olan hastalarda anti-inflamatuar bir etki gösterir. Ayrıca nikotinamid, viral replikasyonu azaltır ve vücudun savunma mekanizmalarını güçlendirir. Niasinin akciğer koruyucu ve bağışıklığı güçlendirici rolleri dikkate alındığında, COVID-19 hastaları için yardımcı bir tedavi olarak kullanılabilir.

 

B5 Vitamini (Pantotenik asit):

Pantotenik asit, kolesterol ve trigliserid düşürücü özellikler dahil olmak üzere bir dizi fonksiyona sahiptir, yara iyileşmesini iyileştirir, inflamasyonu azaltır ve zihinsel sağlığı iyileştirir. Pantotenik asidin bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerini gösteren sınırlı çalışmalar vardır. Bu nedenle COVID-19 için özel bir fonksiyonu şu an için bilinmemektedir.

B6 Vitamini (Piridoksal 5′-fosfat, Piridoksin):

Piridoksal 5′-fosfat (PLP), aktif bir piridoksin formudur ve immün düzensizliğe yol açan çeşitli enflamatuar yollarda önemli bir kofaktördür. PLP, kronik enflamatuar koşullarda plazma IL-6 ve TNF-a ile ters bir ilişkiye sahiptir. İnflamasyon sırasında, PLP’nin kullanımı artar, bu durumda PLP’nin azalmasına neden olur. Yüksek inflamasyona sahip COVID-19 hastalarında PLP eksikliği görülebilir. Tip-2 diyabet, kardiyovasküler hastalığı olan hastalar ve yaşlılar gibi daha riskli hastalarda düşük PLP seviyeleri, görülmüştür. COVID-19 hastaları arasında bağışıklık disregülasyonu ve koagülopati riskinin arttığı da kaydedilmiştir. Yakın tarihli çalışmada, PLP desteğinin bağışıklık yanıtlarını düzenleyerek, proinflamatuar sitokinleri azaltarak, endotel bütünlüğünü koruyarak ve hiper-pıhtılaşmayı önleyerek COVID-19 semptomlarını hafiflettiği ileri sürülmektedir. Aslında, otuz yıl önce PLP düzeylerinin trombosit agregasyonu ve kan pıhtısı oluşumundaki anormallikleri azalttığı bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir. Son zamanlarda Victoria Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, B6 vitamininin (B2 ve B9’un yanı sıra), makrofajları ve monositleri deaktive edebilen ve antijen sunan hücreleri ve T hücrelerini inhibe edebilen güçlü bir anti-inflamatuar ve immünsüpresif bir sitokin olan IL-10’u düzenlediğini bildirdi . COVID-19 hastaları genellikle virüse aşırı bir T hücre yanıtı ve proinflamatuar sitokin salgılaması oluşturarak yanıt verir. PLP, bazı COVID-19 hastalarının maruz kaldığı sitokin fırtınasını ve iltihaplanmayı azaltmaya katkıda bulunabilir2.

 

B9 vitamini (folik asit, folat):

Folat, DNA ve protein sentezi ve adaptif bağışıklık tepkisi için gerekli bir vitamindir. Furin, bakteriyel ve viral enfeksiyonlarla ilişkili bir enzimdir ve enfeksiyonların tedavisi için umut verici bir hedeftir. Son zamanlarda, folik asidin furini inhibe edebildiği, SARS-CoV-2 spike proteini tarafından bağlanmayı önlediği, hücre girişini ve virüs döngüsünü önlediği kaydedildi. Bu nedenle folik asidin erken evrelerde COVID-19 ile ilişkili solunum yolu hastalığının tedavisinde faydalı olabileceği öne sürüldü. Bu nedenle folik asit, COVID-19’un yönetimi için terapötik bir yaklaşım olarak kullanılabilir.

 

B12 Vitamini (kobalamin):

B12 vitamini, kırmızı kan hücresi sentezi, sinir sistemi sağlığı, miyelin sentezi, hücresel büyüme ve DNA’nın hızlı sentezi için gereklidir. Vitamin B12, bağırsak mikrobiyotasının bir modülatörü olarak görev yapar ve düşük B12 seviyeleri metilmalonik asit ve homosisteini yükseltir, bu da artmış inflamasyon, reaktif oksijen türleri ve oksidatif stres ile sonuçlanır. Hiperhomosisteinemi, endotel disfonksiyonuna, trombosit aktivasyonuna ve pıhtılaşmaya, megaloblastik anemiye, miyelin kılıf bütünlüğünün bozulmasına ve azalmış immün yanıtlara neden olur. Ek olarak, B12 eksikliği solunum, gastrointestinal ve merkezi sinir sistemlerinde bozukluklara neden olabilir. Şaşırtıcı bir şekilde, yakın tarihli bir çalışma, metilkobalamin takviyelerinin COVID-19 ile ilişkili organ hasarını ve semptomlarını azaltma potansiyeline sahip olduğunu göstermiştir. Singapur’da yapılan bir klinik çalışma, B12 vitamini takviyesi (500 μg), D vitamini (1000 IU) ve magnezyum verilen COVID-19 hastalarının COVID-19 semptom şiddetini azalttığını ve takviyelerin oksijen ve yoğun bakım desteğine olan ihtiyacı önemli ölçüde azalttığını göstermiştir.

 

D vitamini:

Daha önceki çalışmalar d vitamini yetersizliğinin bağışıklık sistemini olumsuz etkilediğini göstermişti. FEBS Journal’da yayınlanan bir çalışma düşük plazma D vitamini düzeylerinin COVID-19 enfeksiyonu ve hastaneye yatış için bağımsız bir risk faktörü olduğunu göstermiştir. Büyük popülasyonda yapılan (7807 Hasta) çalışmada, COVID-19 pozitif hastaların, büyük bir oranının düşük plazma D vitamini konsantrasyonlarına sahip olduğu bulundu5. Çalışma ayrıca düşük plazma D vitamini seviyelerinin, COVID-19 enfeksiyonu için hastaneye yatma olasılığının artmasıyla ilişkilendirdi. Hastalar için D vitamini ile ilgili bazı öneriler yayınlandı.

  • Güneş yanığından kaçınmaya özen göstererek cildi günde 15-30 dakika doğrudan güneş ışığına maruz bırakmak
  • D vitamini düzeyini optimum seviyede korumak için günlük 400-1000 IU D vitamini takviyesi almak
  • Plazma D vitamini düzeyinin izlenmesi

D vitamini düzeyiniz 12ng/mL altında dahi olsa çok yüksek doz D vitamini tedavisi önerilmez. Bu hastalar için 50.000 her hafta olacak şekilde yükleme dozu önerilir. Herşeyin fazlası zararlıdır. Sizin için uygun olan doz için muhakkak doktorunuza ve eczacınıza danışın.

 

C vitamini:

C vitamininin bağışıklığa olan katkısı çok uzun bir zamandır bilinmektedir. Çok sayıda fizyolojik reaksiyon için antioksidan ve kofaktörtür. Konakçı savunmasını enfeksiyona karşı destekler ve konakçı hücreleri enfeksiyon kaynaklı oksidatif strese karşı koruyabilir. C vitamini düzeyi enfeksiyon sırasında azalır. 29 çalışmanın (n = 11.306) 2013’de yapılan bir meta-analizi, düzenli olarak C vitamini takviyesi (en az 200 mg/gün) alan yetişkinlerde soğuk algınlığı semptomlarının süresinde azalma olduğunu göstermiştir6.

 

Çinko:

Bazı sistematik derlemelerde çinko, soğuk algınlığı semptomlarının süresi ve şiddetinde bir azalma sağladığı gösterildi. Ancak bir başka çalışma ise 75 mg yüksek dozlarda bu etkiye yol açtığı, daha düşük dozlarda bağışıklık için çok fazla bir etkisi olmadığını gösterdi7. Ancak yüksek dozlarda kötü tat ve bulantıya yol açması nedeni ile önerilmez. Günlük alınması gereken dozlarda almakta fayda vardır.

 

Bu dönemde bağışıklığı korumak için özellikle sağlıklı beslenemeyen bireylerin multivitamin takviyesi alması oldukça önemlidir. Multivitamin takviyelerinin içerisinde çok az miktarlarda C ve D vitamini vardır. Ancak bağışıklık sistemini desteklemek için günlük en az 200 mg C ve 400 IU D vitamini alınması gerekmektedir. Bu nedenle eksikleri tamamlamak ve COVID-19 karşı bağışıklık sistemini desteklemek adına C ve D vitamini takviyesi almakta fayda vardır.

 

  1. Hussey GD, Klein M. A randomized, controlled trial of vitamin A in children with severe measles. N Engl J Med. 1990;323(3):160-164.
  2. Shakoor H, Feehan J, Mikkelsen K, et al. Be well: A potential role for vitamin B in COVID-19. Maturitas. August 2020.
  3. Mikkelsen K, Stojanovska L, Prakash M, Apostolopoulos V. The effects of vitamin B on the immune/cytokine network and their involvement in depression. Maturitas. 2017;96:58-71.
  4. Barak V, Halperin T, Kalickman I. The effect of Sambucol, a black elderberry-based, natural product, on the production of human cytokines: I. Inflammatory cytokines. Eur Cytokine Netw. 12(2):290-296.
  5. Merzon E, Tworowski D, Gorohovski A, et al. Low plasma 25(OH) vitamin D level is associated with increased risk of COVID‐19 infection: an Israeli population‐based study. FEBS J. August 2020
  6. Hemilä H, Chalker E. Vitamin C for preventing and treating the common cold. Cochrane database Syst Rev. 2013;(1):CD000980.
  7. Hemilä H. Zinc lozenges may shorten the duration of colds: a systematic review. Open Respir Med J. 2011;5:51-58.