Bu zamanda bundan iyisi Şam’da kayısı

0

Bu ayki röportajımızı Samsun Eczacı Odası Başkanı Onur Ferhat Karacan ile yaptık. Onur Ferhat Karacan ile Samsun Akademik Odalar Birlikteliği üzerine sohbet ederken aynı zamanda SGK ile yapılan sorularımızı da Başkan Karacan yanıtladı. Başkan Karacan yapılan sözleşme ile ilgili “Olmamış da diyebiliriz. Bu zamanda bundan iyisi Şam’da kayısı diyebiliriz”

Samsun Akademik Odalar Birlikteliği nedir? Eczacı Odası’nın bir organizasyonu mu?

2018 yılında bir araya gelmeye başladık. Özellikle Samsun Spor küme düşmesi ile ilgili olarak ilk buluşmalar başladı. Mimarlar Odası, Baro, biz ağırlıklı olmak üzere inşaat mühendisleri odası Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Odası beraber Samsun Spor toplantılarına katılmaya başladık. Samsun Spor’u nasıl kalkındırabiliriz. Samsun Spor bizim için bir değer düşüncesiyle. Bizim ilk birlikteliğimiz aslında böyle başladı. Daha sonra dedik ki, Samsun’da sorun bir tane değil. Samsun Spor dışında da sorunları görüşmek üzere Akademik Odalar Birlikteliği oluşturma kararı aldık ve düzenli olarak buluşmaya başladık. 2018 yılının Ağustos ayında başladık Kasım ayı itibariyle de tüzüğümüzü oluşturduk. Türkiye genelinde eczacı odası gibi yasa ile kurulmuş 28 ayrı mesleklere haiz akademik oda var. Bunlardan 23 tanesinin Samsun’da kurulu olduğunu tesbit ettik. Bu odalardan, kendilerinin belirlediği ikişer katılımcı ile oluşturduk. Tüzükte bir tane koordinatör, koordinatör yardımcısı, sayman gibi görevlilere de yer verdik. Kurucu koordinatörlüğünü ben yaptım. Koordinatörlük görevini her yıl farklı bir akademik odamız üstlenecek. Bizim salonumuz müsait olduğu için şimdilik Samsun Akademik Odalar Birlikteliği toplantıları Eczacı Odası ev sahipliğinde yapılmaktadır. Akademik Bakış adı altında her ay düzenli kahvaltılı toplantılar yapıyoruz. İlkinde Belediye Başkanımız ile birlikteydik. Şehir ile ilgili sıkıntılarımızı aktardık. Sorunlar oldukça da sorunlara beraberce tepki gösterecek veya çözüm önerisi sunacağız. Bunu diğer illerde de görebiliyoruz. En güzel örneğini daha önce Bursa Akademik Odalar Birlikteliği’nde görmüştük. Bu da bize iyi bir örnek oldu. Samsun Akademik Odalar Birlikteliği de, Samsun’un en önemli STK olmuştur diyebiliriz.

TEB ile SGK arasında yapılan yeni anlaşmada yeni kazanımlar var mı? Yoksa geri adım mı atıldı? Sizin görüşleriniz nelerdir?

Aslında bu olaya geniş bir açıdan bakmak lazım. Olmamış da diyebiliriz veya bu zamanda bundan iyisi Şam’da kayısı da diyebiliriz. Dünyanın ve Türkiye’nin genel konjonktürü nedir? Ülkede diğer kurum ve örgütlerden neler alınıyor, neler veriliyor onlara da bakmak lazım. Türk Eczacıları Birliği bence görüşmelerde gereken çabayı göstermiştir. Ancak istediğini koparabildi mi, orasını bilemiyorum. Bizim için aslında önemli olan eczacının ekonomisidir. Aslında SGK ile esas konuşulan konu hizmetin devamı için gerekli olan eczacının ekonomisidir. Diğer konuların bir çoğu çözüldü. Ciddi cezalar ve fesihler 2009’dan başlayan süreçlerde çözüldü. Bizler de istediklerimizi bu dönemde aldık aslında burada bir numaralı konu eczacının ekonomisidir. Ekonomi ile ilgili olarak da 2012 itibariyle başlayan reçete başına 25 kuruşluk hizmet bedeli konusu geçen sekiz sene içinde değişik bir şekilde yol aldı. Cirosuna göre farklı rakamlar belirlenmeye başladı. Aslında yapılan iş her bir reçete için aynıdır. Yüksek hasılat yapan eczanelerin reçete başına daha düşük ücret alması pek adil değil. Bir taraftan yüksek ciro yapan eczaneye reçete başına 45 kuruş verirken yeni açmış bir eczaneye 5 TL verecek. Eczanesini yeni açış bir eczacı eczanesini şehir hastenesi karşısında açtıysa reçete başına 5 TL alarak muazzam bir ciro yapacaktır. Amacımız adaletse ekonomik olarak eşit dağılıma uygun bir formül bulmak gerekirdi. Bir de baremler arasında uçurum vardı. Cironuz yıllık bir milyonun altında ise devlete yaptığınız iskonto yüzde 0,75 iken, bir milyonun üzerine çıkınca direkt olarak yüzde 2,2’ye çıkmaktaydı. Şimdi araya ek baremler konması olumlu bir gelişmedir. Ancak belirttiğim gibi hizmet bedellerindeki 45 kuruş ile 5 TL arasındaki skalanın biraz daha daraltılması lazım. Sanırım bu da zamanla düzeltilecektir. Aslında biz Samsun Eczacı Odası olarak hizmet bedellerinin ciroya göre farklı olmasına karşıyız. Çünkü reçete başına verilen hizmet aynıdır. Biz her seferinde Türk Eczacıları Birliği’ne sözleşmeden beklentilerimizi yazılı olarak bildiririz. Yüzde yüz olmasa da genel olarak taleplerimiz karşılanmıştır. Tabii bu sene farklı bir durum var. SGK 6-7 aydır sıkıyor. Yok diyor. Döner sermayeli kurumlara ödemelerin geciktiğini biliyoruz. Tıbbi Cihaz alımlarını 36 aylık çekle yapıyor. Genel olarak evet bir sıkıntı var ama diğer meslek gruplarına göre bu dönemde risk taşısak da hayatımızı açık olara idame ettirdik. Kuaför, restoran, telefoncu vb esnaf kapalıydı. SGK ayrıca kısa çalışma ödeneğinin bütçelerini sıkıntıya soktuğunu da belirtiyor. Eylül başında medikal tıbbi cihaz sektörüne devlet dedi ki, “önümüzdeki yılki ödemelerinizden yüzde 60, bir sonrakilerden yüzde 40, bir sonrakilerden de yüzde 30 feragat ederseniz ödeme yaparım” Onlar da ayağa kalktılar. Böyle sürdürülmesi mümkün değil diye. Sonunda 3 sene boyunca tüm alacaklarından yüzde 25 indirim yapmaları konusunda anlaştılar. Üstelik kesinleşmiş alacaklı senetleri varken. Bakanlık her ne kadar destek olur gibi görünüyorken durum budur. Durum genel olarak böyle olunca ortalama yüzde 12 olmasa da kimi baremlerde yüzde 17, kimi baremlerde yüzde 2-3 iyileştirme görüyoruz. Herkese SGK tarafından sopa gösterildiği bir dönemde sözleşme ehven-i şerdir diyebiliriz. Bardağın dolu tarafından bakmak lazım. En büyük korkum ilaç yokluğunun yaşanması.

TİTCK Başkanlığına Harun Kızılay’ın atanması ve sonrasında görevden alınması ile ilgili görüş ve düşünceleriniz nelerdir?

Öncelikle Harun Kızılay, sevdiğim ve birlikte çalıştığım bir meslektaşımdır. Oda başkanlığı veya TEB’deki ikinci başkanlık ve genel sekreterlik görevleri esnasında faydalı işler yaptığını biliyorum. Ortak birçok çalışmamız oldu. Her zaman yanında olduğumuzu ifade ettik. Daha sonra seçimsel konularda yolumuz ayrıldığı zamanlar olsa da yine de birbirimizi aradık ettik. Hala da görüşürüz. Ben burada bunu eczacılara yönelik bir hareket olarak görmüyorum. Kurum içinde olan bir hareket ile ilgili olabilir. Tabii bu konu ile ilgili Harun Kızılay’ın bir açıklama yapması gerekir diye düşünüyorum. Eczaneden gelmiş, başarılı, donanımlı bir adam, kendisini bu işlere vakfetmiş, iletişimi de düzgün, yöneticilik yanı da başarılı, ben TEB’de görevli olduğu sürece katkı sunduğuna inanan biri olarak eczaneden TİTCK başkanlığına gidince hepimiz çok sevindik ama TİTCK çalışanları açısından acaba içerde başka bir çekişme mi vardı, ona mı kurban gitti bilemiyorum. Dediğim gibi bu konuda Harun Kızılay’ın bir açıklama yapması gerekir. Bakanlık cılız bir açıklama yaptı gerçi ama o da çok tatminkar değil.

Covid süresinci Samsun’da nasıl bir gelişim oldu. Sıkıntılar neydi? Samsunlu Covid ile ilgili gereken tedbirleri aldı mı? Eczacılar açısından nasıl geçiyor?

Samsun kozmopolit bir bölge. Burada çok farklı şehirlerden gelenler gidenler var ama Samsun pandemi sayıları açısından ortalarda bulunan bir il. Burada İl Sağlık Müdürünün etkili çalışmalarının bunda etkili olduğuna inanıyorum. Samsun’da vakanın düşük olmasının sebeplerinden bir tanesi de Türkiye’de 4 tane yerde PCR testi yapılan il vardı. Bunlardan bir tanesi de Samsun’du. Dolayısıyla bu teşhislerin hızlı belirlenmesi ve halkın bilgilendirilmesi sebebi ile konu Samsun halkı tarafından ciddiyetle ele alındı ve gereken tedbirler uygulandı. Bu sebeple Samsun vaka sayıları bazında kozmopolit bir yapıya sahip olmasına rağmen beklenenden düşük seyretmiştir. Eczacılarımız ile ilgili çok büyük sıkıntılarımız olmadı. Eczacılarımızdan 3-4 meslektaşımız covid teşhisi aldı ve atlattılar. Sonuçta 700 üyemiz var. Türkiye ortalamasına göre düşük. Hasta da artık bazı şeylerin farkında. Maskelerin yetersiz olması, dezenfektanların yanlış olduğunu fark ediyor. Bence bakanlığın doğru malzemelerin kullanımı ile ilgili gerekli duyuruları ve denetlemeleri yapması lazım. İç çamaşırcı bile maske satıyor. Eğer biz Covid ile mücadele ediyorsak buna bir standart getirmesi lazım. Aldığımız maskenin bir kodu olması lazım. Aldığımız maskeyi o koddan sorgulamamız lazım. Covid aşı bulunması sonrası bitecektir. Tabii aşı karşıtı olanlar da var. Avustralya’daki akrabalarımız bulunmak istemiyor ama aşıyı vurulmayan kısıtlamaya gireceğinden mecburen vurulacak diye düşünüyorum.