Aşı Günleri

0

Değerli meslektaşlarım,

Aylardır bir virüsün dünya üzerinde meydana getirdiği tahribatı korkuyla takip ediyoruz. Hayatımız, maske, mesafe, hijyen üçgeni ile etiketlendi. Bu anlamda hızla geliştirilen aşıların meydana çıkması ile tüm gündem doğal olarak aşılar üzerine odaklandı. Çünkü virüsten vücudu korumanın tek yolunun aşılanma olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir tarafta bir ilacın üretilmesi ve halk sağlığına sunulabilmesi için geçirmesi gereken sürecin raporlanması ve ilacın ilaç olarak kabul görmesi gerçeği, diğer tarafta büyük bir pandemiye karşı aşılar için hızlı bir şekilde acil kullanım izni alınma mecburiyeti.

Mutlaka hepsi çok önemli ama burada bence en önemli konu şeffaflık olsa gerek çünkü kamuoyu kendisine her zaman güvenli bir liman ister. Yönetimlerin görevi de bu güveni sağlayacak adımları atmaktır.

Bu anlamda gerçekten yeterince bilgilenebildik mi?

Günlerce gerek medya kanallarında gerek sosyal medya platformlarında birçok tıp meslek mensubu konuyu tartıştı. Hala da tartışıyor.

Bir eczacı olarak beklentim onlarca fakültesi olan bir meslek olarak birçok bilim insanımızın da bu konularda gündem alması ve eczacı gözüyle pandemi de ilaçlar konusunda bilgi vermesiydi.

Oysa biliyoruz ki, yapılmış olan FIP kongrelerinde, serbest eczacının aşı güvenliği konusunda toplumun endişeleri ile ilgilenmek ve genel aşılama hakkında doğru ve tarafsız bilgi sağlamak gibi bir görevi üzerine aldığıydı. Nice / Fransa’da yapılmış olan bu konuda ki deklarasyonda eczacıların sağlık birimi iletişimleri arasında anahtar oyuncu olduğu, doktorları hemşireleri ve halkı ilaçlar ve aşı programı hakkında bilgilendirme konusunda yerine getirmeleri gereken önemli rolüne vurgu yapılmıştır. Ve eczacılar halk düzeyinde aşının koruyucularıdır denmektedir.

Bu demektir ki net bilgilere sahip olmamız ve halk adına ilaçların ve aşıların takipçisi olmamız gerekmektedir.

Bu gibi durumlarda sağlık profesyonelleri tam bilgilenme ve tarafsız olarak bilgi sağlama yükümlülüğüne sahip olmalıdırlar. Araştırmacılar ve konuyla görevli birimler raporlarını doğru bir şekilde sunma ve sınırlamaları açıklamak durumundadırlar.

Bu durumda bilimsel gerçeğin halk adına edinilmesi ve paylaşılması danışman olarak eczacıya düşmektedir. Ve bu pandemi süreci net bir şekilde göstermiştir ki artık eczacıların bugünden yarına hızla klinisyen olması gerekmektedir.

Bugün verilecek cevabımız yok ise bunun nedeni bu anlamda gerekli adımların hızla fakültelerimizde atılmamış olmasındandır.

Yepyeni teknolojilerin ilaç yapımında söz konusu olduğu ve tedavi sürecinin artık sadece klinik bir ortamda kişiye özel hazırlanması söz konusu olacağı bir çağa girerken bu eğitim düzeyimizin artık bu sorulara cevap veremeyeceği açıktır. Maske düzeyinde kalmayalım.