ANNE, ANNEANNE, EV HANIMI, ODA BAŞKANI, ECZACI

0

Aslında Çanakkkale Eczacı Odası Başkanı Jale Karaata’yı anlatmak için bu başlıklar yetmez. Bunların dışında yaptığı sosyal faaliyetleri de eklemek lazım. Bu sayımızda sorularımızla bir nebze olsun Başkan Karaata’ya ve oda faaliyetlerine yer vermeye çalıştık.

Ecz. Jale Karata Kimdir, kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz? Hangi fakülte mezunusunuz, mesleki geçmişiniz, diğer sosyal faaliyetleriniz?

Merhaba, öncelikle derginizin bu sayısında bize yer verdiğiniz için şahsım ve 36. Bölge Çanakkale Eczacı Odamız adına teşekkür ederim.

Ben N.Jale KARAATA 27.Mayıs.1953 Ankara doğumluyum. Aile kökenim Malatya (Arapgir ilçesi) asker çocuğu olduğum için ülkemizin değişik yörelerinde ve İllerinde ilk, orta ve lise eğitimlerime devam ettim. Değişik kültürlerde büyüdüm. Bunun bana kattığı değerleri olgunlaştıkça daha çok anladım. Çocukluk yaşlarında sık sık okul ve arkadaş değiştirmenin zorluklarını, yıllar sonra biriktirdiğim tecrübe, dostluklar gibi kavramlarda görünce şanslı olduğumu anladım.

Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde okudum. 15 yıl Çanakkale Devlet Hastanesi Eczacısı, 5 yıl da Çanakkale İl Sağlık Müdürlüğü Eczacılık Şube Müdürü olarak görev yaptım ve emekli oldum.

1999 yılından itibaren Çanakkale’de Çanakkale Eczanesi olarak çalışmaya devam ediyorum.

Hayattaki ilk önceliklerim insan ilişkileri, sevgi, saygı ve tebessüm oldu.

Yaşantımda ailemi, işimi ve sosyal hayattaki konumumu bir arada devam ettirmekten hep mutlu oldum. Evli ve bir kız çocuğu sahibiyim.

Kızım Gaye’de eczacı olup ilaç sektöründe çalışmaktadır.

Sosyal faaliyetler; pandemi nedeniyle durağan bir döneme girdi, en kısa sürede eski günlerimize dönmeyi umut ediyoruz.

Odamızın sosyal faaliyetleri, üyesi olduğum Rotary kulüp ve Almanya’nın Osnabruck Şehri, Kardeş Şehirler Derneğinin Toplumsal faaliyetleri vb. etkinlikler.

Ayrıca bir bayan olarak ev hanımlığı, eş, evlatlık, annelik ve anneannelik görevi gibi kutsal görevler yanında örgü örmek, resim yapmak arkadaş toplantıları, yürüyüş yapmak gibi işlerle koşuşturarak günler geçiyor.

Biraz da oda ve faaliyetlerinizden

bahsedebilir misiniz?

36.Bölge Çanakkale Eczacı Odamız; 23.01.1996 tarihinde kurulmuş olup, 209 üyesi olan bir odadır.

Odamız bünyesinde 5 komisyonumuz mevcuttur.

1-SUT ve SGK Komisyonu: En yoğun çalışan komisyonumuz diyebilirim. Her odada olduğu gibi üyelerimize SUT kurallarını iletmek, anında değişiklikleri bildirmek ve SGK ile olan iletişimi sağlamak, reçete iade ve kesinti konularında yardımcı olmak gibi çalışmalar yapmaktadırlar.

2- Kamu Eczacıları Komisyonu: Kamuda çalışan eczacılarımızın sorunlarını bizlerle paylaşmaları, zorunlu oda üyelikleri olmasa dahi çatı örgütümüzün hepimizin örgütü olduğunu anlamaları ve sosyal ilişkilerde birlikte olmamızı sağladığı için verimli bir komisyonumuzdur.

3- Deontoloji ve Denetleme Komisyonu: Bu komisyonda görev alan arkadaşlarımız; zaman zaman unuttuğumuz veya gözden kaçırdığımız etik kuralları hatırlatmak, uyarmak, eğitmek gibi görevleri yaparak yönetim kurulumuza yardımcı olmaktadırlar.

4- Sosyal Etkinlik Komisyonu: Üyelerimizin özel günlerini (doğum, düğün vb.) kutlamak, Eczacılık Haftası etkinlikleri, konser, söyleşi ve geziler gibi işlere imza atarak bizlere keyifli anlar yaşatmaktalar..

5- Eğitim Komisyonu: Güncel konuları veya üyelerimizden gelen talepleri değerlendirerek BEK, TEB, Eczacının Sesi ve bazı firmalar ile Üniversitemizden değerli konuşmacılarla kontak kurarak eğitimler düzenlenmektedirler.

Yerel basında ve sosyal medyada güncel konularla ilgili bilgilendirmeler yapıyoruz.

Örnek olarak son internetten ilaç satışlarının sakıncası ve Covid aşısının önemi gibi.

Odamız faaliyetlerinden birkaç örnek verecek olursak: Uyuşturucu ile mücadelede, uyuşturucunun zararlarını, sonuçlarını Pazar yerlerinde, Parklarda ve okullarda binlerce broşür dağıtarak, anlattık.

Ana sınıfı ve ilkokullarda Eczacılık mesleğini ilacı ve ilacın ne zaman doğru kullanılması gerektiği hakkında eğitimler verdik. Ailelerinden iyi dönüşler aldık.

Pandemi sürecinde eczacıların yaşadığı sıkıntılar ve oda olarak yaptıklarınızdan bahsedebilir misiniz?

Pandemi sürecince, evet eczacılar olarak zor bir dönemden geçtik. .

Pandeminin ilk günlerinde doğal olarak her vatandaş gibi ilk günlerde eczacılarımızda kişisel panik ve endişeler öne çıktı. İlk ölümlerinin eczacılardan ve doktorlardan olması da bunu tetikledi.

Bizler yönetici olarak, eczacılarımıza, sağlık çalışanı olduğumuzu önceliğimizin halk sağlığına hizmet etmek olduğunu, gerekli korunma tedbirlerimizi alıp, danışmanlık yapmamızı, halkın paniğini ve endişesini gidermede bizlerin sakin davranarak örnek olmamızı ve korunma tedbirlerini anlatmamız gerektiğini anlattık.

54 Eczacı odamızın ayrı ayrı uygulamaları, paylaşımları ilk başta üyelerimiz arasında dalgalanmalara, bizlere ve TEB’e karşı söylemlere yol açtı. Eczane ve çalışanlarını mekan ve ekipman olarak tek tip bir koruma formatına alamadığımız için eleştirildik. Biz ilimizde serbest bıraktık. Naylon branda, şerit, banko kapatma vb. gibi kişisel tercihlerini kullandılar. Oda olarak maske, siperlik, broşür, dezenfektan etiketleri gibi destek sağladık.

Pandemi dönemini seferberlik gibi düşünüp, ettiğimiz eczacılık yeminimize bağlı kalmaya özen gösterip, her şartta önceliğimizin insan sağlığında hizmet için eczacıların da var olduğunu göstererek, 1.basamak sağlık kuruluşu olduğumuzu unutmadan canla başla tüm eczacılarımız ülkemiz genelinde hizmet vermiş ve vermeye de devam edecektir.

Sizce eczacılık mesleğinin geleceği açısından Rehber Eczanem projesinin önemi nedir?

Serbest Eczacı’nın mesleki geleceği açısından eczanelerin klinik eczane olması çok önemlidir. Öncelikle eczacılık eğitiminde klinik eczacılık üzerine derslerin daha yoğun ve uygulamalı olması gerekmektedir.

Eczaneler halkın en kolay ulaşabildiği sağlık kuruluşu ve eczacılarda danışmanıdır. 1. Basamak sağlık kuruluşu olduğumuz halde enjeksiyon, pansuman vb. uygulamalarının yasal olmadığını biliyoruz. Bu tür uygulamalarının eğitim sürecinde verilmesi ve eczacılar içinde yasal olması gerekmektedir.

TEB’nin Rehber Eczanem çalışmalarına, daha çok meslektaşımızın katılmasını ve konuların genişletirerek devam etmesini bekliyoruz. Meslek hakkı taleplerimiz için bu tür girişim ve belgelere sahip olmamız önemlidir.

Eczacılık Fakülte sayılarının 50’yi bulması sizde bir endişe yaratıyor mu? Sizce neler yapılmalı?

Yeni eczacılık fakültelerinin açılışının acilen durdurulması gereklidir. Türkiye’de hızla artan Eczacılık Fakülteleri nedeniyle yeni mezun olan eczacı gençlerimiz ilk anda panik yaşadılar ve yaşattılar. Yardımcı Eczacılık uygulaması gerekli ve faydalı bir uygulamadır. Yeni mezun genç eczacılarımız ilk başta zaman kaybı gibi gördükleri uygulamayı bir senenin sonunda gerekli ve çok faydalı diye minnetle teşekkürle tamamlıyorlar. Yardımcı Eczacı almakta tereddüt eden eczacılarımız da bu süreçten çok memnun olduklarını dile getirmeye başladılar. Burada eksik olan maddi desteklerinin olmaması. Genç meslektaşlarımız gönüllü eczane bulamamaktan, istedikleri İle atanamamaktan şikayetçiler. Yardımcı Eczacılık süresininde okul dönemi içinde son sınıf olarak değerlendirilmesi ve stajyer öğrenci maaşı ödenmesi, SGK primlerininde stajyer öğrenci gibi değerlendirilmesi bir çözüm olabilir.

Eczacılık mesleğinin en önemli sorunu, acaba kendimizi doğru ifade edememek mi?

Halkın her türlü sağlık sorununa cevap veren çözüm üretmek için çalışan, bilgisini ve emeğini 7/24 esirgemeyen bizlere maddi ve manevi desteğin gerektiği gibi olmadığıdır.

Eczacılık mesleğinin her konuda olduğu gibi dönüşüm içinde olması doğal bir süreç. Dünya dönüşüm yaşarken mesleğin bundan etkilenmesi de kaçınılmaz. Biz eczacılar da bilgilerimizi sürekli güncellemeliyiz. Eczacılık mesleği gelecekte ne kadar değişim geçirse de, sağlık için, tedavi için insanlık için vazgeçilmez olarak saygın yerini koruyacaktır.

Mesleğimizin daha iyi yerlere gelmesi için; yeni açılan Eczacılık Fakültelerinde akademik personelin yeterli kariyer ve ünvana sahip olması kaçınılmazdır. Mezun olduktan sonra da sürekli eğitimlerle yenilenmek, teknolojiye ayak uydurmak, sadece eczane eczacılığı değil üretim aşaması bilimsel çalışmalar yapıp ilacın her alanında söz sahibi olmak gerekiyor diye düşünüyorum.

Covid-19 aşıları ile ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz? Aşılar pandemiyi bitirebilecek mi?

Covid-19 için geliştirilen aşılara bilimsel olarak, bir sağlık çalışanı olarak güvenmekten başka bir şey düşünmemeliyiz. Bugüne kadar aşılar sağlık için uygulanan güvenilir yöntemlerdir. Polio aşısı gibi.

Bizzat Covit-19 aşısı olan biri olarak kayda alınacak bir yan etkisi olmadığını söyleyebilirim. Nadiren kısa süreli bir baş ağrısı ve kas ağrısı şikayeti olanlar oldu. Umudumuz aşının gereken korumayı sağlamasıdır. Mutasyona uğramış virüsün uyguladığımız tedbirler sayesinde yayılmaması dileğimizdir..

Toplumun çoğunluğu aşılanmadan yine bizler Maske –Masafe- Temizlik Kuralı ile, yaşamaya devam ederek en kısa sürede toplumsal yaşantımıza kavuşmamızı diliyorum.

Odamıza ve bana sizlerle olma fırsatı verdiğiniz için tekrar teşekkür ediyorum