ADAPAZARI’NIN İLK TÜRK ECZACILARINDAN MEHMED KÂMİL ARALP

0

Hikâyemiz Anadolu’nun bir kazasında başlayıp bugün milyon üzeri nüfusa sahip, gelişmiş
sanayi alanları ve tarımsal faaliyetleriyle Marmara Bölgesi’nin önemli şehirlerinden olan
Sakarya’da devam etmektedir. Malumunuz olduğu üzere Sakaryalılar nereli oldukları
sorulduğunda Sakarya ismini değil Adapazarı ismini tercih ederler. Ben de bir Sakaryalı olarak Adapazarı’nı tercih ediyorum. Kısacası hikâye  Adapazarı’nın hikâyesidir!

Adapazarı kazasında tespit edebildiğimiz ilk eczane 1874’ten daha önceki bir tarihte
açılmıştır. Bu eczanenin hangi yıl, kim tarafından açıldığı bulunmamakla birlikte
1874’ten itibaren Aleksandros Yorgiyadis kazada eczane işlettiği tespit edilmiştir.
Adapazarı’nda bugünkü anlamda ecza depoculuğu olarak adlandırılcak ecza ticareti
1891’de Salih Berberoğlu, Kirkor Agonyan, Setrak Athanasyan, Stefan Karakalpak ve
Ohannes Muradyan tarafından yapılmaktadır.

Kozmopolit bir yapıya sahip Adapazarı’nda 1874’ten önce gayrimüslimler tarafından
açılmaya başlayan eczanelerden sonra eczane açan ilk Türk eczacı 1885’te doğan Mehmed
Reşad Kürem’dir. 1905’te eczacı diplomasını alan M. Reşad Bey kendi adını taşıyan eczaneyi
Adapazarı’na açmış ve kazadaki ilk Türk eczacı unvanına sahip olmuştur. M. Reşad Bey’den
sonra eczacı Asım Hamdi Arca Adapazarı’na gelerek Asım Hamdi Eczahanesi’ni açmıştır. Bu
iki Türk eczacıdan sonra Adapazarı’na gelen üçüncü Türk eczacı Mehmed Kâmil Aralp’tır.

1879’te doğan M. Kâmil Bey önce cerrah olmak üzere mektebe başlayıp sonra kaydını
eczacılığa almış ve 1912’de Eczacı Mektebi’nden 1839 diploma numarasıyla mezun olmuştur. Kırçova’da bir süre askeri eczacı olarak çalıştıktan sonra Adapazarı’na göç etmiştir. Adapazarı’na yerleştikten sonra Uzunçarşı Caddesi’nde Emniyet Eczahanesi adıyla bir eczane açmıştır. Uzun yıllar Adapazarlılara halk sağlığı hizmeti vermek için çaba sarf etmiş olan M. Kâmil Bey, 1945’te şehirde görülen uyuz salgınında kazanlarda uyuz kremleri hazırlamış evinin bahçesinde ücretsiz olarak dağıtmıştır. M. Kâmil Bey’in kızından aldığımız bilgilerde Adapazarlıların her gün evin bahçesinde sırada beklediğini, M. Kâmil Bey büyük bir gayretle kremleri hazırlayıp dağıttığı ifade etmiştir. Şehrin tanınan ve etkin isimlerinden olan M. Kâmil Bey, Adapazarı Belediyesi’nde çeşitli görevlerde bulunmuş, 1950’de belediye
meclis başkan vekilliği görevini seçilmiştir. İlerleyen dönemlerde kızını eczacı Ali Özırk’la
evlendirmiş ve 1955’te eczaneyi damadına devretmiştir. Eczaneyi devrettikten sonra
eczacı Ünör Baykan’ın Adapark Eczanesi’nde mesul müdürlük yapmış ve 1960’da vefat
etmiştir.

Emniyet Eczanesi’nin ikinci eczacı olan Ali Özırk, 1921’de Bozüyük’te doğmuş
1946’da Eczacı Okulu’ndan mezun olmuştur. Kayınpederinden eczaneyi devraldıktan
sonra büyük bir gayretle eczaneyi çalıştırmış ve 1965’te Emniyet Eczanesi’ni kapatmıştır.
Eczaneyi kapattıktan sonra İstanbul’a göç etmiş ve Fatih’te Çarşamba Eczanesi’ni
açmıştır. Bu eczaneyi 1980’de kapatmış ve 1990’da vefat etmiştir.

Adapazarı’ndaki Emniyet Eczanesi’nin serüveni 1965’te bitmiş gibi gözükse de durum öyle
olmamıştır. M. Kâmil Bey’in yeğeni Ümit Aralp 1989’da Anadolu Üniversitesi Eczacılık
Fakültesi’ne girmiş 1992’de mezun olmuştur. Mezuniyetin ardından 1992-1995 arasında aynı üniversitede Farmasötik Teknoloji’de yüksek lisans yapmış ve 1995-1996 arasında Toprak İlaç Sanayii’nde kalite kontrol uzmanı olarak çalışmış ve sonunda Adapazarı’nda eczane açmaya karar vermiştir. Amcası’nın mirasına sahip çıkmak adına eczanesine Emniyet
ismini vermiş ve 29.12.1996 tarihinde Emniyet Eczanesi’ni yeniden açmıştır. Ümit Hanım
eczane eczacılığı yapmaya başlamasından sonra Sakarya Eczacı Odası yönetiminde çeşitli
görevlerde bulunmuştur. 1999-2003 arasında yönetim kurulu üyeliği, 2007-2017 ve 2019-
2021 arasında genel sekreterlik, 2015-2019 TEB büyük kongre delegeliği gibi meslek
siyaseti hizmetlerini büyük bir emek ve şerefle sürdürmüştür. Eczanesini ilk açtığı günden
beri aynı adreste işletmeye devam eden Ümit Hanım, şehrin bilinen eczacıları arasında
yerini almıştır. Emniyet Eczanesi’nin isminin yaşatmaya çalışması takdire şayan bir davranış
olarak kayda geçmeye değerdir.

Adapazarı’nın ilk Türk eczanelerinden birinin isminin yaşatılıyor olması şehir hafızası
açısından da büyük bir şans olarak görülmelidir. Şehir hafızasına katkısından dolayı hem bir
Adapazarlı hem de bir tarihçi olarak eczacı Ümit Aralp’e teşekkürlerimi sunuyorum. M. Kâmil Bey ile ilgili bilgileri yayınlamamıza izin verdiği için de ayrıca şükranlarımı sunarım.