Adana Eczacı Odası

0
7261

Adana Eczacı Odası Başkanı Ecz. Ersun Özkan, Türk ilaç sektörü ile ilgili olarak, “İlaç sektöründe ise maalesef her gün biraz daha dışa bağımlı hale geliyoruz. Özellikle son dönemde olduğu gibi döviz kurundaki dalgalanmalar ile birlikte halk sağlığı, yabancı firmaların insafına kalıyor ve ilaca erişim noktasında ciddi sıkıntılar yaşanabiliyor. Bu açıdan daha da geç olmadan bu çalışmaları başlatmak gerekiyor.” dedi.

Adana Eczacı Odası olarak yaptığınız ve yapacağınız faaliyetlerden kısaca bahseder misiniz?

Bize göre Eczacı Odası yöneticileri sadece kendi bölgelerindeki eczacılar için değil aynı zamanda da ülkemizdeki tüm eczacılar için sorumluluk hissetmeli ve bu doğrultuda hem bölge eczacılarının hem de tüm eczacıların sıkıntılarının çözümü noktasında hareket etmeli. Biz de buradan hareketle bölgemizde ilaca ulaşım noktasında yaşanabilecek sıkıntıları çözmeye çalışırken meslektaşlarımızın vermiş oldukları hizmetin kalitesini bir nebze arttırmak ve onların bu hizmet sunumu sırasında işlerini kolaylaştırmak için emek harcıyor, mücadele veriyoruz. Tüm bunların yanı sıra sağlık, ilaç, eczacılık alanında TEB’e destek vererek; oluşturulacak politikalar ve daha iyi bir eczacılık için, üzerimize düşen görevleri yapmaya çalışıyoruz. Bu çalışmaları yaparken de kurduğumuz komisyonlar aracılığı ile birçok eczacımızı bu çalışmalara dahil ediyoruz. Ama özellikle eczacılık fakültesi öğrencilerimiz ve yeni mezun genç meslektaşlarımıza örgütlülük ve örgüt bilinci noktasında destek veriyor ve elimizden geldiğince bilgilendirmeler yapıyoruz. Sizlerin de bildiği gibi ülkemizde örgütlülük noktasında yıllardır devam eden bir erozyon yaşanıyor. Gelecekte örgütlerimizin içinin boşalmaması adına bugünden gerekli tedbirlerin alınmasını ve gençlerin mesleklerine ve örgütlerine sahip çıkmaları için mücadele etmeyi, mesleğimizin geleceği adına önemli başlıklardan biri olarak değerlendiriyoruz.

Türkiye sağlık alanında önemli reformlar yaşadı. Bu reformlar ilaç sektörünü sizce nasıl etkiledi?

Türkiye’de 2000’li yılların başından itibaren sağlık alanında ciddi değişimler yaşandı, yaşanmaya da devam ediyor. Eczacı örgütleri olarak ilk başlarda her ne kadar bu değişimlere destek verilmiş olsa da bugün gelinen noktada son 15-20 yılda yapılanlara şöyle bir baktığımızda; sağlıkta dönüşüm denilen şeyin aslında bir özelleştirme olduğu, eczacısından doktoruna  hemşiresine kadar tüm sağlık çalışanlarını mutsuz ettiği, sağlığın parasız olması gerektiğini düşünürken neredeyse tamamen paralı hale geldiği, özel sağlık hizmetlerinde ciddi artışlar olduğu aşikardır. Son halkalardan biri olan ve bir devrim olarak anlatılan şehir hastanelerinin; ihale süreçlerinden tutun da işletilmelerine kadar ülke ekonomisine etkileri, sağlık çalışanlarına, eczanelere, halk sağlığına etkileri, çevre ve şehirciliğe olan etkileri bugün hala ciddi tartışmaları da beraberinde yaşatmaya devam ediyor. 

İlaç sektöründe ise maalesef her gün biraz daha dışa bağımlı hale geliyoruz. Özellikle son dönemde olduğu gibi döviz kurundaki dalgalanmalar ile birlikte halk sağlığı, yabancı firmaların insafına kalıyor ve ilaca erişim noktasında ciddi sıkıntılar yaşanabiliyor.

Bugün birçoğumuz yerli ilaç sanayinin desteklenmesini ve ilaç noktasında dışa bağımlılığın yavaş yavaş ortadan kalkmasını temenni ediyoruz. Ama bunlar ülke ekonomisini yakından ilgilendiren ciddi yatırımlar gerektiren uzun vadeli çözülebilecek konular. Bu açıdan daha da geç olmadan bu çalışmaları başlatmak gerekiyor.

Eczacının ilaçtaki karlılığının azalması ve eczane genel gider maliyetlerinin artması eczacıyı olumsuz etkiliyor. Reçete başına alınan ücretler bu konuda eczacıları rahatlatıyor mu? Sizce eczacının karlılığının artırılması için neler yapılmalı?

Bugün reçete başına verilen hizmet bedeli anlamı itibariyle önemli ama eczacılarımızı rahatlatması noktasında tabiî ki çok yetersiz. Yıllardır sürekli konuştuğumuz son dönemde Rehber Eczanem ile TEB’in ve odalarımızın da gündeminde olan “meslek hakkı” bu konuda önemli başlıklardan birisi. Yine eczacı kar oranlarının arttırılması, kutu başı alınacak bir ücret, konuşulan başlıklardan bazılarıdır.

Asıl önemli husus şu ki; yıllardır sistem eczacıyı maalesef tacir noktasına taşıdı. Bununla birlikte eczacılar karşıladığı reçetede kesinti olmasın, ilgisinin olmadığı herhangi bir sahte reçeteden kaynaklı ceza yemesin diye SUT’u, protokolü takip etmekten, hasta ile muayene ücreti tartışması yapmaktan, nöbette darp edilmemek için tedbir almaya çalışmaktan maalesef asli işinden uzaklaştırıldı.

Şu anda eczanelerin birer sağlık merkezi haline getirilmesi, eczanelerde birden fazla eczacı ile birlikte hizmet verilmesi, basit tetkik ve uygulamaların eczanede yapılabilmesi kısaca eczane tarifinin yeniden yapılarak eczanelerin sadece ilaç temin edilen yerler olmaktan çıkarılıp birer halk sağlığı merkezi haline dönüştürülmesi gerekiyor. Eczacılarımızın kendilerini bilimsel anlamda geliştirmesi, sürekli ve zorunlu meslek içi eğitimlerle de desteklemesi gerekiyor. Zaten tüm bunları yapabildiğimizde meslek hakkı uygulamasını daha rahat talep ederek hayata geçirme şansımız olacağı gibi; yapılacak bu uygulamaların da eczane ekonomilerine olumlu yansılamaları kısa sürede görebileceğiz.

Bölgenizde yer alan eczanelerin ve eczacıların durumlarından bahseder misiniz?

Bugün Adana’da faaliyet gösteren eczacı ve eczane profilinin ülkemizin diğer bölgelerindeki eczane ve eczacı profilinden çok bir farkı yok. Türkiye’de yaşayan birçok vatandaşımız gibi eczacılarımızda da ekonomik ve mesleki gelecek kaygısı maalesef birinci sırada. Son iki yıldır yapılan ilaç zamları, SGK protokolü ile yapılan iyileştirmeler eczacıları korur diye beklerken işletme maliyetindeki artış eczanelerimizi her gün biraz daha küçülmeye götürüyor. Az ciro yapan çok ciro yapan ayrımı olmadan herkes bir yerlerden tasarruf yapmaya ve varolanı korumaya çalışıyor. Tabii ki bu durum da hepimize bedeller ödetiyor.

Eczacılık sektöründe her ay farklı bir konu gündem yaratıyor.Sizce ileriki dönemlerde eczacıları neler bekliyor? Nelere hazırlıklı olmalılar?

Sadece mesleğimizde değil, bugün ülkemizde de sürekli gündemin değiştiğine ve bu gündemlerin kamuoyunu meşgul ettiğine tanık oluyoruz. Ülkemizde olduğu gibi mesleğimizde de ekonomi ve istihdam önemli başlıklar olarak duruyor.

6197 sayılı yasada yapılan değişiklik, 2.eczacı, yardımcı eczacı, eczane açılmalarına gelen kısıtlamalar, 3500 kişiye bir eczane uygulaması ve her yıl 2500 civarı eczacının mezun olması ile devam eden süreç, tedbir alınmaz ise birkaç yıl içinde ciddi tartışmaları ve yeni düzenlemeleri beraberinde getirebilir diye düşünüyoruz. Yine reçetesiz ilaç satışı ile ilgili TİTCK’nın yeni uygulamaları hayata geçirmeye çalışması gündem olacaktır.

SGK tarafında ise;

2020 yılında imzalanacak olan SGK ilaç alım protokolü,

SGK tarafından birçok SSGM’nin kapatılarak 3 ilde tüm hizmetin verilmesi çalışmaları,

Eczacıların SGK’ya kestikleri fatura ve eki belgelerin elektronik ortamda teslim etmesine yönelik çalışmaları,

eczacılık alanında önümüzdeki dönemin gündem başlıkları olarak görülüyor

Adana Eczacı Odası’nın TEB’den, firmalardan, eczacılardan ve kamudan beklentileri nelerdir?

 Verilen halk sağlığı hizmetinin daha kaliteli olması adına yapılacak uygulamaların karar aşamasında sağlık meslek örgütlerinin fikirlerinin alınması ve sağlık hizmet sunucularının mağdur edilmemesi kamudan en büyük beklentimiz olmaya devam ediyor. Firmaların yaptıkları işin halk sağlığı hizmeti olduğunu unutmadan işin ticari boyutunu önceliklerinden çıkarmaları gerektiğini düşünüyoruz.

Eczacıların, mesleklerine, meslektaşlarına ve örgütlerine sahip çıkmaları, örgütlerinde üyeleri ile var olduğunu unutmadan mesleğimiz ve hiçbir ayrım yapmadan tüm eczacılarımız adına mücadele etmelerini ümit ediyor ancak o zaman her şeyin bizler için daha güzel olacağına inanıyoruz.

CEVAP YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz