M.S

0

M.S. kısaltması Türk Dil Kurumu’nun imla kılavuzuna göre milattan sonra demek olmakla birlikte birçoğumuz için başka bir anlam taşımakta. Bizdeki karşılığı: Mert Sandalcı!

Koleksiyonerlerin ve eczacıların yakından tanıdığı Mert Bey herkese göre farklı bir sıfatla isimlendiriliyor. Ağabey, hoca, koleksiyoner, dost, arkadaş, mühendis, gourmand (gurman), gezi rehberi, komşu…

Size göre hangisi bilmem ama bana göre M.S. dosttur. Dostumdur!

SULTAN II. BAYEZİD KÜLLİYESİ SAĞLIK MÜZESİ, EDİRNE 2012

Ben fakültede öğrenciyken bir konferans sırasında kendisini tanımıştım. İlk kez tanıdığım ve dinlediğim o adamı da inceden kıskanmıştım. Zira benim aklımda olan ve hayal edemediğim birçok şeyi benden yıllar önce yapmış ve şimdi karşımda olanca mutluluğuyla anlatıyordu.

O konferansın devamında başlayan tanışıklığımız bizi nerelere mi getirdi dersiniz? Güdük bir koleksiyoner olduğum o yıllarda Mert Ağabey koleksiyonerliğe dair ne varsa bana öğretmeye başladı. Birlikte gittiğimiz müzayedelerden sonra aldığımız parçalar hakkında hevesle konuşmak için tadı damak çatlatan bir yere gidip yemek yerdik.

Zaman zaman ben kendi fakülteme Mert Ağabeyi konuşmacı olarak çağırırdım o da kendi ders verdiği fakültelere beni konuşma yapmaya davet ederdi. Sabahın karanlığında İstanbul’dan yola çıkıp yol boyu müzik ve sohbet eşliğinde Eskişehir’e gidip konferansı verip yol üstü duraklarda yemek yiyerek İstanbul’a dönerdik. İstanbul’da günün ilk uçağıyla Trabzon’a ayak basıp fakültedeki konferansı verdikten sonra 1 saatlik arada haşlama suyu içip döner yemek için koşturarak Trabzon çarşısının yolunu tutardık. Keyifli yemekten sonra koleksiyonlarımıza ne buluruz diye dolaşıp fakülteye geri dönerdik. Eczacılık tarihi gezileri başlığı altında geziler düzenleyip Gezi Rehberi Mert Sandalcı eşliğinde Bergama’ya, Edirne’ye, Adana’ya otobüsler kaldırdık. İstanbul içinde kayıp bir demir yolunun izini sürdük, defalarca.

BERGAMA 2012

Mert Ağabey’in “Serçe”si veya namı diğer “Teyze”siyle İstanbul’un pilavcısından köftecisine, kebapçısından dondurmacısına kadar gezip gurmelik ve gurmanlık yaptık.

Nişantaşı’nda Mert Ağabey’in evinin karşısındaki garajda mangalın yanına Özbek pilavı yaparak boyut değiştirdiğimiz zamanlarımız da oldu.

GARAJDA ÖZBEK PİLAVI, NİŞANTAŞI 2013

Gecenin 3’ünde telefonla arayıp “ya abi Konya’daki filanca eczacının soyadı neydi?” diye sorduğumda önce hafifçe gülerek ardında şak diye cevap verir sonra başlardı anlatmaya. Aslında önce şu soyadı almış sonra birtakım şeyler olunca soyadını değiştirmiş ardından eczanesi şuraya taşımış diye anlatırdı. Yanlış anlaşılmasın bilgisayara bakarak değil, ezberden! Farmakaloğ kitabımı yazdığım sırada neredeyse her gece ritüel olarak Mert Ağabey’i arar bir şey sorar, üstüne başka şeyler daha konuşup telefonu kapatırdım.

Sonra fakülte bitti ben her Anadolulu gibi memlekete

SULTAN II. BAYEZİD KÜLLİYESİ SAĞLIK MÜZESİ, EDİRNE 201229

(Sakarya’ya) döndüm. Eczane açtım, açtım ama Mert Ağabeyle kopmadık. Gece 2’de hala ben onu arayıp bir şey soruyorum.

Mert Ağabey birçok alanda hala koleksiyon yapmaya devam ediyor. Bir süredir kendi sitesiyle ile uğraşıyor. (Siteye bu adresten ulaşabilirsiniz https://www.mertsandalci.com/) M.S.’ye dair ne varsa koydu içine. Koleksiyonlar, kitaplar, makaleler, söyleşiler gani. Baktıkça bakası geliyor insanın.

Mert Ağabey’de bir de çok sesli müzik bilgisi ve zevki var ki benim bunu anlatmaya dilim dönmez.

Yazının başından dedim ya milattan sonra diye. Milattan sonra (M.S.) çok şeyler değişti azizim, çok.

Birlikte makale yazdığım, gurmelik yaptığım, konuşmacı olduğum… M.S. böyle işte. Daha ne yazsam hep eksik kalır iyisi mi daha da eksik kalmadan bitireyim.

KOCACIK ECZANESİ, SAKARYA 2018(PROF.DR. EMRE DÖLEN İLE)

Ömrüne bereket dostum.